Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak bir Anadolu köyünde, adı Mırnav olan yaramaz mı yaramaz, komik mi komik bir kedi yaşarmış. Mırnav, pofuduk turuncu tüyleri, zümrüt yeşili gözleriyle o kadar sevimliymiş ki, köydeki herkes onu bağrına basarmış. Ama Mırnav’ın asıl özelliği, herkese neşe saçan komiklikleriymiş. Sabah olunca güneş köyün damlarına altın rengi ışıklarını serer, horozlar öter, dere şırıl şırıl şarkılar söyler, Mırnav da yeni bir yaramazlık peşine düşermiş.

Günlerden bir gün, Mırnav bahçede dolaşırken, kocaman bir ahşap su kovası görmüş. Kovalara eğilmiş, suyuna bakmış. Bir de ne görsün! Suyun içinde tıpkı kendisine benzeyen başka bir kedi varmış! Mırnav şaşırmış, "Miyav!" diye seslenmiş. Sudaki kedi de ona miyavlamış gibi yapmış. Mırnav sinirlenmiş, "Sen de kimsin bakayım!" diye mırıldanmış. Hemen pençesini uzatmış, sudaki kediyi yakalamaya çalışmış. Bir pençelemiş, iki pençelemiş, ama sudaki kedi bir türlü yakalanmamış. Su dalgalanmış, sudaki kedi kaybolmuş, sonra yine belirmiş. Mırnav hoplamış zıplamış, kovanın etrafında dönmüş durmuş. En sonunda şaşkınlıkla kuyruğunu sallamış, sudaki kedinin aslında kendi yansıması olduğunu anlayamamış. Köyün çocukları Mırnav’ın bu komik halini görmüş, gülmekten karınları ağrımış.

Mırnav ve Sudaki Gölgesi

Bir başka gün, köyün yaşlı teyzesi Ayşe nine, tandırında ekmek yapıyormuş. Mis gibi ekmek kokuları tüm köyü sarmış. Mırnav da kokunun peşine düşmüş, Ayşe nine’nin mutfağına süzülmüş. Ayşe nine un yoğururken bir anlığına sırtını dönmüş. Mırnav o sırada masanın üzerine atlamış, kocaman un çuvalının içine dalıvermiş. "Miyav! Bu ne güzel kar ya!" diye düşünmüş olmalı. Unların içinde yuvarlanmış, zıplamış. Ayşe nine geri döndüğünde, masanın üzerinde bembeyaz, pofuduk bir un yumağı görmüş. Önce ne olduğunu anlamamış, sonra yumağın içinden iki parlak yeşil göz belirince kahkahayı basmış. Mırnav’ın her yeri un içinde kalmış, sanki pamuktan bir kediye dönüşmüş. O kadar komik görünüyormuş ki, Ayşe nine hem kızamamış hem de onu öpücüklere boğmuş. Mırnav da sanki hiçbir şey olmamış gibi, üzerindeki unları silkelemeye çalışmış, ama her silktikçe daha da unlanmış.

Unlu Mırnav'ın Komik Hali

Mırnav’ın en sevdiği oyunlardan biri de iplik yumaklarıyla oynamakmış. Bir öğleden sonra, köyün genç kızları bir araya gelmiş, renk renk yün ipliklerle çorap örüyorlarmış. Yumaklar bir sepetin içinde duruyormuş. Mırnav usulca sepete yaklaşmış, en parlak kırmızı yumağı seçmiş. Başlamış ipliği çekiştirmeye, yuvarlamaya. Bir ipliğin ucu oraya, bir ipliğin ucu buraya... Farkında olmadan tüm yumakların arasına girmiş, iplikler vücuduna dolanmış. Bir bakmışlar ki Mırnav, rengarenk ipliklerden kocaman bir topa dönüşmüş. Sadece gözleri ve burnu dışarıda kalmış. Yürümeye çalışmış, ama her adımında daha da yuvarlanmış. Kızlar bu hali görünce gülmekten yerlere yatmış. Mırnav da bu duruma biraz şaşırmış, biraz da eğlenmiş gibi miyavlamış. Sanki "Ben bir sanat eseri oldum!" diyormuş.

İplik Yumağına Dolanmış Mırnav

Böylece Mırnav, köyün neşe kaynağı olmuş. Onun komiklikleri, bazen yaramazlıkları, herkese gülmeyi, hayata neşeyle bakmayı öğretmiş. Mırnav, bir kedinin bile ne kadar çok mutluluk getirebileceğini göstermiş.

İşte bu da Mırnav'ın, gülen yüzler bırakan, sıcacık bir masalıymış.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Uzayda Kaybolan Uydu

Uzayda Kaybolan Uydu

Uzayda kaybolan bir uydunun masalı. Küçük Can'ın kalbinden geçen iyilik dilekleriyle uydunun yolunu buluşunun sıcak ve huzurlu hikayesi.