Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda, yemyeşil tepelerin eteklerinde, evleri çiçeklerle süslü, insanları güler yüzlü, pırıl pırıl güneşli bir köy varmış. Bu köyün sakinleri, sabahları kuş sesleriyle uyanır, akşamlara kadar tarlalarında çalışır, şarkılar söyleyerek evlerine dönermiş. İşte bu şirin köyde, bembeyaz tüyleri pırıl pırıl parlayan, gözleri masmavi açılmış, küçücük bir keçi yaşarmış. Adı Kıpır’mış. Kıpır, adını kıpır kıpır oluşundan almış. Çünkü o, bir an olsun durmaz, hep bir yerlere seğirtir, bir şeyler keşfetme peşinde koşarmış.

Kıpır, sabahları güneşin ilk ışıkları değince uyanır, çimenlerin üzerinde zıp zıp zıplarmış. Dere pırıl pırıl akarken ona neşe dolu şarkılar fısıldarmış, rüzgar esince ağaçların yaprakları neşeyle hışırdarmış. Kıpır, köyün en sevilen, en komik hayvanıymış. Boynunda minicik bir çıngırak, her adımında tatlı bir ses çıkarırmış. Köyün çocukları onu gördüklerinde "Kıpır geliyor!" diye bağırır, peşinden koşarmış. Kıpır’ın yaramazlıkları kimseyi üzmez, sadece güldürürmüş. Bir gün bahçede kurutulmuş renkli çamaşırları görmüş, içlerinden mor bir örtüyü kapıp kendince bir oyun oynamış, başını örtünün içine sokup sağa sola koşmuş, köyün çocukları kahkahalarla gülmekten yerlere yatmış. Başka bir gün, yaşlı Fatma Teyze’nin örgü sepetine burnunu sokmuş, rengarenk yün ipliklerini birbirine dolamış, Fatma Teyze önce şaşırmış, sonra Kıpır'ın masum yüzüne bakıp o da gülmüş. Kıpır, böylece köyün neşe kaynağı olmuş.

Kıpır'ın Bahçe Macerası

Kıpır'ın en sevdiği yerlerden biri de köy meydanıymış. Özellikle de pazar kurulduğunda! Rengarenk tezgahlar, mis gibi baharat ve taze meyve kokuları onu adeta büyülemiş. İnsanların neşeli sesleri, satıcıların bağırışları Kıpır'ın merakını daha da artırmış. Bir pazar günü, Kıpır yine merakına yenik düşmüş. Çoban Amca’nın gözünden kaçmış, otların arasından sessizce köy meydanına süzülmüş. Meydan cıvıl cıvıl, insanlar alışveriş yapıyor, birbirleriyle sohbet ediyormuş. Kıpır, kalabalığın arasına karışmış, başını sağa sola çevirerek etrafı incelemiş.

Kıpır, bir tezgaha yaklaşmış. Tezgahlardan birinde, ipekten dokunmuş rengarenk kumaşlar, el emeği göz nuru işlemeli yemeniler üst üste dizilmiş duruyormuş. Kıpır'ın masmavi gözleri parlamış. Bu kadar parlak, bu kadar yumuşak bir şey daha önce görmemiş. "Acaba bu renkli şeylerin tadı nasılmış? Pamuk şeker gibi miymiş?" diye düşünmüş. Yavaşça uzanmış, burnunu bir yemeninin kenarına değdirmiş. Yemeninin ipek dokusu tüylerini gıdıklamış. Sonra hafifçe ısırmış, yemeni yumuşacıkmış. Yemeninin sahibi genç satıcı, o an başka bir müşteriye bakıyormuş. Kıpır, yemeniyi ağzında çevirirken, satıcı dönmüş. "Eyvah! Bizim komik keçi yine iş başında!" diye seslenmiş gülerek. Kıpır şaşkınlıkla sıçramış, yemeni ağzında kalmış. Yemeninin uzun ucunu sallayarak koşmaya başlamış. Köy meydanında bir kahkaha tufanı kopmuş. Herkes gülüyor, Kıpır’ın peşinden tatlı tatlı sesleniyormuş. Kıpır, yemeniyle birlikte zıp zıp zıplayarak koşarken, aslında kimseye zarar vermek istemediğini, sadece merak ettiğini anlatan masum bakışlar atmış.

Pazar Yerinde Komik Keçi

Köy halkı, Kıpır'ın peşinden tatlı tatlı gülerek koşmuş. Çoban Amca, kalabalığın arasından sıyrılıp yetişmiş, Kıpır'ı nazikçe yakalamış. "Bak sen yaramaz keçi," demiş gülümseyerek, "Rengarenk yemeniler yenir mi hiç? Onlar güzellik için yapılır, tadına bakmak için değil." Kıpır, yemeniyi usulca Çoban Amca'ya vermiş. Yüzünde sanki "Özür dilerim!" der gibi mahcup ama bir o kadar da sevimli bir ifade varmış. Satıcı da gelmiş, yemeniyi almış. Üzerinde minicik bir diş izi varmış ama hiç kızmamış. Aksine, Kıpır’ın başını okşamış. "Boş verin, bu keçi bizim neşemiz, köyümüzün maskotu," demiş, kahkahalarla gülmüş. Bütün köy halkı da onu onaylamış. Kıpır da etrafındaki gülen yüzlere bakıp, kuyruğunu sallamış, sanki o da onlarla birlikte gülüyormuş.

O günden sonra Kıpır, yine meraklı bir keçiymiş ama pazara gittiğinde sadece uzaktan izlemeye başlamış. Rengarenk tezgahların yanından geçerken iç çekse de, artık yaramazlık yapmamaya özen göstermiş. Köy halkı da Kıpır'ı daha bir sevmiş, onun küçük yaramazlıklarının köyün monotonluğuna nasıl neşe kattığını anlamışlar. Anlamışlar ki, bazen küçük yaramazlıklar, kalplere kocaman neşe katarmış, yeter ki kimseye zarar vermesin. Kıpır, o günden sonra köyün gerçek maskotu olmuş, her gülücüğün arkasında onun tatlı hikayeleri varmış. Köyün çocukları, akşam olunca annelerinden babalarından Kıpır'ın yeni maceralarını anlatmalarını istermış.

Sevgi Dolu An

Geceleri yıldızlar gökyüzünde ışıl ışıl parlarken, ay dede gülümsermiş. Köydeki her evde Kıpır'ın maceraları anlatılırmış, çocuklar onun adını anarak gülümseyerek tatlı uykulara dalarmış. Bu masal da, Kıpır'ın neşe dolu yüreğinden, sizin minik kalplerinize ulaşmış. Haydi şimdi siz de Kıpır gibi neşeyle, merakla dolu, güzel düşler görün.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Uzayda Kaybolan Top

Uzayda Kaybolan Top

Can'ın uzaya kaybolan rengarenk topunun sihirli yolculuğu ve geri dönüşünün dokunaklı hikayesi. Çocuklara sabır, merak ve doğanın büyüsünü öğreten bir masal.