Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, dağların eteklerinde, rüzgarın usul usul esip çimenleri okşadığı, derelerin şırıl şırıl aktığı yemyeşil bir çayırda, dünya güzeli bir kuzu yaşarmış. Adı Akça'ymış bu kuzunun. Bembeyaz pamuk gibi tüyleri, pırıl pırıl parlayan kara gözleri ve merakla her yana dönen küçücük kulaklarıyla Akça, annesi Pamuk Ana'nın biricik yavrusuymuş. Pamuk Ana, Akça'yı gözünden bile sakınır, her sabah onu güneşin ilk ışıklarıyla uyandırır, en taze otların olduğu yerlere götürürmüş. Güneş onlara sıcacık gülümser, rüzgar kulaklarına tatlı tatlı ninniler fısıldarmış. Dere ise sanki onlara özel bir şarkı söylermiş, şırıl şırıl akıp giderken. Akça Kuzu, bu huzurlu çayırda hoplaya zıplaya oynar, annesinin peşinden ayrılmazmış. Ama içindeki merak da dur durak bilmezmiş. Her yeni açan çiçeğe, her uçan kelebeğe uzun uzun bakarmış.

Bir sabah, güneş yine altın rengi ışıklarını çayıra serpiştirmiş. Akça Kuzu, annesiyle birlikte otlarken, gözüne rengarenk kanatlı bir kelebek çarpmış. Öyle güzelmiş ki bu kelebek, kanatlarında sanki bütün gökkuşağının renklerini taşıyormuş. Kelebek, bir gülün üzerinden havalanmış, sonra ilerideki papatyaların arasına konmuş. Akça Kuzu, annesinin "Sakın uzaklaşma yavrum!" diye tembihlediğini unutmuş bir an. Minik bacaklarıyla kelebeğin peşine düşmüş. "Nereye uçuyorsun acaba?" diye düşünmüş kendi kendine. Kelebek, çalılıkların arasından süzülmüş, Akça da peşinden gitmiş. Annesi o an bir yudum su içmek için derenin kenarına eğilmiş, Akça'nın uzaklaştığını fark etmemiş. Kelebek bir ağacın etrafından dolanmış, Akça da çevresini saran ağaçlara, yabancı kokulara aldırmadan, o renkli kanatların büyüsüne kapılmış.

Akça Kuzu Annesiyle Çayırda

Kelebek birden havalanmış, ağaçların arkasında gözden kaybolmuş. Akça Kuzu durmuş. Bir de ne görsün? Annesi yokmuş ortalıkta! Çayırın tanıdık kokusu gitmiş, yerine yabancı bir orman kokusu gelmiş. Güneşin sıcaklığı bile sanki azalmış, rüzgarın fısıltısı bu kez hiç de ninni gibi gelmemiş kulağına, aksine hışırtılar korkutucuymuş. Dere sesi bile duyulmaz olmuş. Minik kalbi pır pır çarpmaya başlamış. "Mee! Anne!" diye bağırmış bütün gücüyle. Sesi küçücük, ormanın derinliklerinde kaybolmuş gitmiş. Ne yapacağını bilememiş. Gözleri dolmuş, minik bacakları titremeye başlamış. Annesinin yumuşacık tüylerine, sıcak kokusuna o kadar çok ihtiyacı varmış ki. "Ah keşke annemin sözünü dinleseydim!" diye içinden geçirmiş. Gözlerinden boncuk boncuk yaşlar akmaya başlamış.

Akça Kuzu Yalnız Kalınca

Pamuk Ana, suyunu içtikten sonra yavrusunu aramak için başını kaldırmış. Bir de bakmış ki Akça Kuzu yok! Kalbine bir korku düşmüş hemen. "Mee! Akça'm, yavrum neredesin?" diye bağırmış çayır boyunca. Sesi yankılanmış dağlarda, taşlarda. Koşmaya başlamış, yavrusunu arayarak. Akça Kuzu'nun ağlamasını duymuş uzaktan. Hemen sesin geldiği yöne doğru hızla koşmuş. Bir tepeciğin arkasından Pamuk Ana'nın bembeyaz, tanıdık sureti görünmüş. Akça Kuzu, annesini görür görmez öyle bir sevinmiş ki, bütün korkusu uçup gitmiş. Koşup annesinin sıcacık karnına sokulmuş hemen. Annesi onu şefkatle yalamış, "Nerelere gittin kuzucuğum, çok merak ettim seni, içim içimi yedi," demiş, sesi titreyerek. Akça Kuzu başını önüne eğmiş, "Özür dilerim anne, kelebeği takip etmiştim, çok korktum," diye mırıldanmış, gözyaşları hala yanaklarındaymış.

Akça Kuzu Annesine Kavuştu

Pamuk Ana, yavrusunu sımsıkı sarmış. "Bazen merak bizi uzaklara sürükler yavrum, yeni şeyler keşfetmek güzeldir ama her zaman güvenli limanımızı bilmeli, annenin sözünü dinlemelisin. Çünkü anne seni korumak ister, tehlikelerden sakınmak ister," demiş, şefkatle başını okşayarak. Akça Kuzu, annesinin sıcaklığıyla huzur bulmuş. O günden sonra Akça Kuzu, annesinin sözünü hiç unutmamış. Çayırda oynarken gözleri hep Pamuk Ana'sındaymış. Merak etmeyi bırakmamış ama güvenliğinden de asla vazgeçmemiş. Anne ve kuzusu, o yemyeşil çayırda, güneşin altında, rüzgarın ninni fısıltıları eşliğinde, dere şırıl şırıl şarkılarını söylerken, mutlu mesut yaşamışlar. Onların bu güzel hikayesi kulaktan kulağa yayılmış, kuşlar dallardan dallara taşımış, taa ki bu masal bizim gönlümüze konuncaya dek.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Okula Giden Minik Tavşan

Okula Giden Minik Tavşan

Minik Tavşan Pofuduk'un okula ilk gidiş macerasını anlatan sıcacık bir Türk masalı. Arkadaşlık, cesaret ve öğrenme sevinciyle dolu.