Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Anadolu’nun şirin mi şirin, yemyeşil bir köyünde Can adında minik bir oğlan yaşarmış. Can’ın gözleri tıpkı bahar sabahları açan menekşeler gibi parlak, kalbi ise berrak bir pınar gibi temizmiş. O, en çok da akşam olunca gökyüzünü seyretmeyi, yıldızlarla sohbet etmeyi pek severmiş. Her gece penceresinden bakar, Ay Dede’ye selam verir, Pırıl Pırıl Yıldız Teyzeler’e göz kırparmış.

Yine böyle bir akşam, gökyüzünde her zamankinden farklı bir ışık görmüş Can. Parlak mı parlak, ama sanki biraz da hüzünlüymüş. Bu, dünyadan uzaya gönderilmiş bir uyduymuş. Can, daha önce hiç bu kadar yakından bir uydu görmemiş. Ama sanki bu uydu, gökyüzünde yalnız başına kalmış, yolunu şaşırmış gibi bir sağa bir sola savrulup duruyormuş. Can’ın içi burkulmuş. "Ah zavallı uyducuk," demiş içinden, "Sen de mi kayboldun oralarda, bu koca uzayda?"

Can ve Kaybolan Uydu

Can, uydunun o halini görünce çok üzülmüş. Küçük kalbi, kaybolan bu uydunun derdine ortak olmuş. "Acaba ona nasıl yardım edebilirim?" diye düşünmüş durmuş. Dışarıda rüzgar, pencere camına usulca fısıldamış, sanki Can’a ninni söylüyormuş gibi. Yıldızlar, Can’ın düşünceli yüzüne bakıp hafifçe göz kırpmışlar. Ay Dede ise, koca ve şefkatli yüzüyle gökyüzünden Can’a gülümsemiş. Sanki hepsi Can’ın iyi niyetini anlamış, ona destek olmak istiyorlarmış.

Can, yatağına girmiş ama gözüne bir türlü uyku girmemiş. Aklında hep o yalnız uydu varmış. Sonra birden aklına bir fikir gelmiş. "Belki de ona kalbimden bir yol gösteririm," diye mırıldanmış. Gözlerini kapatmış, kalbinden uydunun yolunu bulması için en güzel, en umut dolu dilekleri yollamış. Can, uydunun evine dönmesi için o kadar çok istemiş ki, sanki kalbinden ışıl ışıl bir yol uzaya doğru süzülmüş. O küçücük kalpteki sevgi ve umut, uzayın derinliklerine doğru yola çıkmış.

Can'ın Umut Dileği

Can, o gece kalbinden yolladığı dileklerle huzur bulmuş, tatlı bir uykuya dalmış. Sabah olunca, ilk işi penceresine koşmak olmuş. Gökyüzü masmavi, pırıl pırılmış. Güneşin ilk ışıkları dağların arkasından yeni yeni yükseliyormuş. Can, gözlerini kısarak uzaya doğru bakmış. Ve işte o an! Gökyüzünde parlayan uydu, artık bir sağa bir sola savrulmuyormuş. Sanki bir el onu tutmuş, doğru yola sokmuş gibi, düzenli bir şekilde ilerliyormuş. Uydu, gökyüzünde parlayan bir fener gibi, kendi ışığıyla yolunu bulmuş, sanki Can’ın kalbinden yolladığı o görünmez yola doğru ilerliyormuş.

Can’ın yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmış. Anlamış ki, bazen en büyük yardımlar, en uzaklara bile ulaşan küçük bir dilekten, küçücük bir kalpten gelirmiş. İyilik ve umut, en karanlık yerleri bile aydınlatabilir, en kaybolmuşlara bile yol gösterebilirmiş. O günden sonra Can, yıldızlara bakarken o uyduyu her gördüğünde, kalbinin ona yolladığı sıcaklığı hatırlamış. Bu masal da burada bitmiş, dileyen herkese kalbinden geçen iyiliklerin gerçekleşeceği nice mutlu günler getirmiş.

Uydunun Yeni Yolu

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Uykucu Bulut Masalı

Uykucu Bulut Masalı

Uykucu Bulut'un tatlı masalıyla tanışın! Görevini unutup uyuyan minik bulutun, dünyayı canlandırmak için nasıl uyandığını ve görevinin önemini öğrendiğini keşfedin.