Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, dağların ardında, derelerin yanı başında, yemyeşil bağları, şırıl şırıl akan dereleri olan şirin mi şirin bir Anadolu köyü varmış. Bu köyde, Kırmızıbiber adında, ibiği kıpkırmızı, tüyleri güneş gibi parıldayan altın sarısı, kuyruğu yeşilden mora, maviden turuncuya çalan bir horoz yaşarmış. Gözleri pırıl pırıl, neşe doluymuş. Kırmızıbiber, köyün en neşeli, en biricik horozuydu. Ama onun bir özelliği vardı ki, bütün köyü her sabah kahkahalara boğarmış: Ötüşü!

Kırmızıbiber'in sesi, diğer horozlar gibi öyle 'Ü-ürü-üüü!' diye çıkmazmış. Bazen 'Gak-guk-gooo!' diye başlar, sonra aniden 'Hıhı-hıhı-hooo!' diye bitirirmiş. Bazen de öyle bir tiz ses çıkarırmış ki, sanki camlar zangırdarmış. Güneş doğarken, dağların arkasından ışıklarını salarken, rüzgar dallara ninni fısıldarken, dere şırıl şırıl şarkı söylerken Kırmızıbiber de kendi şarkısını söyler, ama her seferinde bambaşka bir melodi tuttururmuş. Köylüler her sabah onun komik ötüşleriyle uyanır, yataklarından gülerek kalkarlarmış. Tarlasına giden çiftçi amca, ekmeğini pişiren teyze, hepsi Kırmızıbiber'in sesini duyunca gülümser, içleri ısınmış. 'Bu horozun sesi de amma komik ha!' derlermiş birbirlerine. Ama Kırmızıbiber hiç de aldırış etmez, keyifle tüylerini kabartır, gagasını havaya dikermiş.

Kırmızıbiber'in Komik Ötüşleri

Bir sabah, köyde tuhaf bir sessizlik varmış. Ne kuşlar cıvıldamış ağaç dallarında, ne dereden her zamanki neşeli sesler gelmiş, ne de rüzgar esmiş fısıltılarla. Sanki bütün doğa nefesini tutmuş, bir şeyleri dinliyormuş. Köylüler erkenden uyanmışlar, ama ne kahvaltıda süt varmış ne de bahçelerdeki taze sebzeler yerindeymiş. Meğer gece karanlığında, köyün en yaramaz kedisi, kuyruğu fırça gibi Pamuk Kedi, gizlice köy fırınındaki tüm sütleri içip bitirmiş, sonra da bahçelerdeki en taze marulları kemirmişti. Ama kimse Pamuk Kedinin yaptığını bilmiyor, herkes sütlerin kayboluşuna ve sebzelerin ziyan oluşuna şaşırmış kalmıştı. Köyün muhtarı Hasan Amca, 'Bu işi kim yaptı acep?' diye düşünürken, Kırmızıbiber, her zamanki gibi tam vakti gelince kendisini en yüksek çit direğinin üstüne atmış, gırtlağını temizlemiş ve başlamış ötmeye: 'Ka-ko-ri-kuu-kaa!' Ama bu kez sesi o kadar acayip, o kadar gür çıkmış ki, sanki gök gürlemişti. Sesiyle birlikte bir de 'miyav!' sesi duyulmuş, ardından bir gürültüyle bir şeyler devrilmiş.

Beklenmedik Bir Sır Ortaya Çıkıyor

Meğer o sırada sütlerin tadını çıkarıp, marulların üstünde keyifle uyuklayan Pamuk Kedi, Kırmızıbiber'in bu gürültülü ve komik sesine o kadar çok şaşırmış, o kadar çok korkmuş ki, elinde olmadan sesli bir miyavlama ile uyanmış ve saklandığı ağacın dalından pat diye düşüvermiş. Köylüler Pamuk Kedinin saklandığı yerden sesini duyunca şaşırmışlar, hemen oraya koşmuşlar. Pamuk Kedi, Kırmızıbiber'in kendisini bu komik sesiyle uyandırıp yakalattığını anlayınca mahcup bir şekilde başını öne eğmiş, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırmış. Hasan Amca, 'Demek sensin bu işleri yapan Pamuk Kedi!' demiş, gülümseyerek.

Köyün çocukları, Kırmızıbiber'in bu komik ötüşü sayesinde Pamuk Kedinin sırrının ortaya çıktığını görünce hep bir ağızdan alkışlamışlar, 'Yaşasın Kırmızıbiber!' diye bağırmışlar. Köylüler de Kırmızıbiber'in sadece komik olmadığını, aynı zamanda çok işe yaradığını anlamışlar. 'Meğer onun her garip sesi bir işe yarıyormuş! Kırmızıbiber olmasaydı bu yaramaz kediyi kimse bulamazdı!' demişler. O günden sonra kimse Kırmızıbiber'in farklı ötüşüne gülmemiş, aksine onu daha çok sevmişler. Çünkü anlamışlar ki, herkesin kendine özgü bir hali, bir rengi varmış ve bu farklılıklar, bazen en beklenmedik anlarda en güzel sürprizleri yaparmış. Ne de olsa, her yıldızın ışığı, her çiçeğin kokusu ayrıymış. Kırmızıbiber de köyün kahramanı olmuş, her sabah yine kendine has şarkılarıyla köyü uyandırmış, güneşin doğuşunu müjdelemiş. Yıldızlar akşamları göz kırpmış, 'Ne güzel bir macera yaşadın Kırmızıbiber!' diye fısıldamışlar, ay dede gülücükler saçmış yeryüzüne.

Köyün Yeni Kahramanı

İşte böylece, Kırmızıbiber Horoz, komik sesiyle tüm köyün kalbini fethetmiş, en yaramaz kediyi bile yakalatmış. Kendi olmaktan, farklı olmaktan korkmayan Kırmızıbiber'in bu neşeli ve ders dolu masalı da dilden dile dolaşmış, köyden köye yayılmış. Geceleri anneler, çocuklarına Kırmızıbiber'in hikayesini anlatmış, herkes bu neşeli horozun hikayesini dinlemiş.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Sessiz Gecede Masal

Sessiz Gecede Masal

Minik Kuzu Pamuk'un sessiz gecede huzuru buluşunu anlatan sıcak bir Türk masalı. Uyumakta zorlanan çocuklara sakin ve güven veren bir hikaye.