Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak diyarların birinde, yıldızların parıltısıyla süslü, toprağı bereketli bir köy varmış. Bu köyde Can adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Can, geceleri gökyüzüne bakar, parlak yıldızlara göz kırpar, onlarla konuşurmuş. Rüzgar fısıltılarla ninni söyler, dere şırıl şırıl şarkılar söyler, Can da bu seslere kulak verirmiş.

Can'ın en büyük hayali, o parıldayan yıldızlara dokunmak, ay dedenin yüzündeki gülümseyişin sırrını çözmekmiş. Her gece, yorganına sarılıp pencereden dışarı bakarmış. Yıldızlar ona "Gel Can, gel! Bizimle oyna!" der gibi ışıldarmış. Can da bu davete içten içe karşılık verirmiş. Bir gün, köyün en yaşlı bilgesi, Dede Korkut'un masallarını dinlerken, Dede ona "Gönlünde ne varsa, yolun da oraya çıkar yavrum," demiş. Can bu sözleri hiç unutmamış.

Yıldızlara Bakış

Bir gece, Can uykuya dalmışken, penceresinden içeri bembeyaz bir ışık süzülmüş. Bu ışık, Ay dedenin gönderdiği sihirli bir tüyden ibaretmiş. Tüy, Can'ın eline konmuş, parlamaya başlamış. Can şaşkınlıkla tüye bakmış. Tüy onu yavaşça havalandırmış, pencereden dışarı süzülmüşler. Can ne korkmuş ne de endişelenmiş, çünkü kalbinde tarifsiz bir sevinç varmış. Sanki gökyüzü onu çağırmış, annesi gibi kucaklamış.

Yükseldikçe köyü küçülmüş, evler minicik noktalara dönüşmüş. Sonra yeryüzü yemyeşil, masmavi bir top gibi görünmüş. Can şaşkınlıkla etrafına bakmış. Etrafında binlerce, milyonlarca yıldız dans ediyormuş. Kimi kırmızı, kimi mavi, kimi altın sarısıymış. Hepsi ona gülümsüyormuş gibiymiş. Bir yıldız yanından geçerken Can'a "Hoş geldin küçük dost," diye fısıldamış.

Uzayda Yolculuk

Can, uzayda rengarenk toz bulutlarının arasından geçmiş. Bu bulutlar, sanki pamuk şekerden yapılmış gibiymiş. Orada uçuşan minik ışık böcekleri görmüş. Bu böcekler, gezegenler arasında haber taşıyan postacılarmış. Can onlara el sallamış, onlar da pırıl pırıl kanatlarını çırpmış. Ay dedeye selam vermiş, Ay dede de kocaman bir gülümsemeyle Can'a göz kırpmış. Ne de olsa Can'ın kalbi tertemizmiş.

Can, uzayda dolaşırken fark etmiş ki, her yıldızın, her gezegenin kendine özgü bir şarkısı varmış. Bu şarkılar, evrenin ne kadar büyük, ne kadar güzel ve ne kadar uyumlu olduğunu anlatıyormuş. Ama en güzeli, her ne kadar uzaklara gitse de, kalbinin hala köyünde, annesinin şefkatli kollarında olduğunu hissetmiş. Anlamış ki, yeni şeyler keşfetmek ne kadar güzelse, ait olduğun yeri bilmek de o kadar kıymetliymiş.

Işık Böcekleriyle Dostluk

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, sihirli tüy Can'ı nazikçe yatağına geri bırakmış. Can gözlerini açtığında, penceresinden içeri süzülen güneş ışığına bakmış. Her şey bir rüya gibi gelmiş ama kalbindeki hisler ve öğrendikleri gerçekmiş. Artık yıldızlara bakarken sadece hayal etmiyormuş, onlarla bağ kurduğunu biliyormuş.

Can'ın macerası böylece sona ermiş. O günden sonra Can, hem yıldızların dostu olmuş hem de köyünün kıymetini daha iyi bilmiş. Evvel zamanlardan beri anlatılan bu masal da, gökyüzünün sonsuzluğunu ve kalbin sıcaklığını fısıldamış.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Uyku Öncesi Ay Masalı

Uyku Öncesi Ay Masalı

Küçük Can'ın Ay Dede ile tanışıp, huzurlu bir uykuya daldığı geleneksel Türk masalı. Çocuğunuzu sakinleştirecek ve tatlı rüyalara daldıracak bir uyku masalı.