Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken... Kışın en soğuk, en uzun gecelerinden biriymiş. Gökyüzü bembeyaz kar taneleriyle süslenmiş, yeryüzü adeta bir gelin gibi örtülmüşmüş. Minik Elif, ninesinin sıcacık evinde, çıtır çıtır yanan sobanın başında oturmuş, dışarıdaki rüzgarın uğultulu şarkılarını dinlermiş. Rüzgar, sanki dünyanın dört bir yanından getirdiği hikayeleri fısıldarmış pencere kenarından.

Elif, küçücük burnunu camın soğuk yüzeyine dayamış, dışarıdaki bembeyaz manzarayı seyretmiş. Kocaman, pırıl pırıl yıldızlar, simsiyah gökyüzünde adeta göz kırparmış ona. İçerideki sıcaklıkla dışarıdaki ayaz arasında büyük bir fark varmış. Ninesi, yün örgüsünü kenara koymuş, Elif'in saçlarını okşamış. "Ne düşünüyorsun benim güzel kuzum?" diye sormuş, sesi baldan tatlıymış.

Elif ninesine dönmüş, gözlerinde meraklı bir ışık parlamış. "Ninem," demiş. "Dışarısı ne kadar da soğukmuş. Acaba bu kadar soğukta üşüyenler var mıymış? Minik hayvanlar, yurtsuz kalanlar… Onlar nasıl ısınırmış?"

Elif Pencereden Karı Seyrediyor

Ninesi gülümsemiş, torununa sımsıkı sarılmış. "Elbette varmış benim canım Elif'im," demiş. "Ama unutma ki, her soğuğun bir sıcağı, her karanlığın bir ışığı da mutlaka bulunurmuş. Yeter ki o sıcaklığı ve ışığı bulmak için kalbin açık olsun. Dinle bak, sana bu kış gecesinin en güzel masalını anlatayım."

Elif, heyecanla ninesinin dizine sokulmuş. Ninesinin sesiyle, masalın kapıları aralanmış:

"Bir varmış bir yokmuş, çok uzak diyarlarda, kışın çok şiddetli geçtiği bir yıl yaşanmış. Dağların tepeleri, ovaların düzlükleri bembeyaz karla kaplanmış. Ağaçlar üşümekten dallarını bükmüş, dereler buz tutmuş, şarkı söylemez olmuş. Bu büyük kışta, minicik bir serçe, sürüsünden ayrı düşmüş, yapayalnız kalmış. Küçücük kalbi korkuyla çarparmış, kanatları donmaktan titrermiş. Uçmaya çalışmış ama rüzgar onu bir o yana bir bu yana savurmuş. Nereye saklansa, soğuk onu bulurmuş."

"Günlerce aç susuz kalmış serçe. Gücü tükenmiş, bir evin pencere pervazına konmuş. İçeriye bakmış. İçeride yanan bir şömine, çıtırdayan odunlar ve sıcacık bir sofra varmış. Bir de küçük bir kız çocuğu, şöminenin başında oturmuş, annesiyle babasının anlattığı masalları dinlermiş. Serçenin içi burkulmuş. O da o sıcaklığın bir damlasını istiyormuş."

Ninenin Masalı Başlıyor

"O sırada, içerideki küçük kız, adı Ayşe imiş, pencereye bakmış ve titreyen serçeyi görmüş. Ayşe'nin kalbi sızlamış. Annesine dönmüş, 'Anneciğim, şu minik kuş ne kadar da üşüyormuş,' demiş. Annesi de şefkatle başını sallamış. Ayşe, annesinden izin alarak dışarı çıkmış. Cebinden bir avuç ekmek kırıntısı ve annesinin yün yumağından minik bir parça yün getirmiş. Serçeye usulca yaklaşmış. Serçe önce korkmuş ama Ayşe'nin gözlerindeki iyiliği görünce, olduğu yerde kalmış."

"Ayşe, ekmek kırıntılarını pencere pervazına bırakmış, yün parçasını da yanına koymuş. 'Al bakalım minik dostum,' demiş. 'Bunlar seni biraz ısıtsın, karnını doyursun.' Serçe hemen ekmek kırıntılarını yemiş, yün parçasını da alıp pencerenin girintisine kendine küçücük bir yuva yapmaya başlamış. Ayşe her gün serçeyi ziyaret etmiş, ona yiyecek getirmiş. Minik serçe, Ayşe'nin iyiliği sayesinde kışı atlatmış, her gün daha güçlü, daha neşeli bir şekilde şarkılar söylemiş. Kış bitene kadar o pencerenin etrafından ayrılmamış, Ayşe'nin sıcacık yüreğiyle hayatta kalmış."

Elif ve Minik Serçe

Ninesi masalını bitirmiş, Elif'in gözlerinin dolduğunu görmüş. "Gördün mü Elif'im?" demiş. "Soğuk ne kadar keskin olursa olsun, kar ne kadar derin yağarsa yağsın, yüreğin sıcaklığı her zaman bir yol bulurmuş. Küçücük bir iyilik, bir canı nasıl da ısıtmış. En büyük sıcaklık, başkalarına uzattığımız şefkat eli, kalplerimizdeki iyilikmiş."

Elif başını sallamış, yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmış. "Demek ki, ninem," demiş. "En soğuk kış gecesinde bile, yüreğimizdeki iyilikle dünyayı ısıtabilirmişiz."

Ninesi torununa tekrar sarılmış. Dışarıda kar taneleri nazlı nazlı düşmeye devam etmiş, ama Elif'in ve ninesinin yüreğindeki sıcaklık, tüm o kış soğuğunu eritmiş, etrafı huzurla doldurmuş. Elif, o gece yatağına girerken, sadece ninesinin anlattığı bu güzel masalı değil, kalbindeki sıcacık iyilik hissini de yanında götürmüş. İşte bu da böylece, kış gecesinin en sıcak, en unutulmaz masalı olmuş.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Nasreddin Hoca ve Eşeği

Nasreddin Hoca ve Eşeği

Nasreddin Hoca ve eşeğinin pazara yolculuğunda, insanların eleştirileriyle nasıl başa çıktığını anlatan, çocuklar için eğlenceli ve ders verici bir Türk masalı.