Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak diyarların birinde değil, tam da bizim yedi dağın ardında küçücük, şirin bir köy varmış. Bu köyde Can adında, gözleri yıldızlar kadar parlak, yüreği bir kuş kadar hafif bir çocuk yaşarmış. Can, akşamları penceresinden gökyüzüne bakmayı pek severmiş. Yıldızlar ona göz kırpar, Ay dede gülümseyerek onu selamlar, rüzgar da kulağına tatlı ninniler fısıldarmış.

Yıldızlı Gecenin Misafiri

Bir gece, Can yine penceresinin önünde oturmuş, gökyüzünün masmavi örtüsüne serpilmiş pırıl pırıl yıldızları sayarken, ansızın gökten yavaşça inen parlak bir ışık görmüş. Işık yaklaştıkça, yuvarlak, sevimli bir uzay gemisi olduğunu anlamış. Gemi, köyün hemen yakınındaki tarlaya usulca konmuş. Can'ın kalbi pır pır atmış, heyecandan yerinde duramamış.

Can, sessizce yataktan kalkmış, anne ve babasını uyandırmadan kapıdan süzülmüş. Ay ışığı yolunu aydınlatırken, tarlaya doğru koşmuş. Uzay gemisinin kapısı yavaşça açılmış ve içinden minicik, ışıl ışıl gözleri olan, dost canlısı bir varlık çıkmış. Varlık, Can'a doğru gülümsemiş ve elini uzatmış.

Can şaşkınlıkla bakmış: “Sen de kimsin?” diye sormuş fısıldayarak. Küçük varlık tatlı bir sesle cevap vermiş: “Ben Yıldız Tozu'ndan geldim. Adım Zıpzıp. Sizin dünyanızı merak etmiştim de gelmiştim.” Can'ın gözleri parlamış: “Yıldız Tozu mu? Ne kadar uzak bir yer olmalı!” Zıpzıp: “Uzak değil, aslında çok yakın. Gel, sana göstereyim!” demiş. Zıpzıp, Can'ı usulca uzay gemisine davet etmiş. Can hiç korkmamış, çünkü Zıpzıp'ın gözlerinde yalnızca iyilik görmüş. Gemiye biner binmez, pencerelerden dışarısı bir anda rengarenk yıldızlarla dolmuş. Gemi yavaşça havalanmış. Can, köyünü, evini, bahçesindeki ağaçları küçücük bir nokta gibi görmüş.

Yıldızlar Arasında Yolculuk

Birlikte yıldızların arasından süzülmüşler. Gökkuşağı renklerinde kuyruklu yıldızlar yanlarından geçmiş, Samanyolu onlara şarkı söylemiş. Can, evrenin ne kadar büyük ve güzel olduğunu görmüş. Zıpzıp ona farklı gezegenlerdeki renkli çiçekleri, parlayan taşları göstermiş. Can, dünyanın ne kadar özel bir yer olduğunu, her canlının kendi gezegeninde ne kadar değerli olduğunu anlamış. Dostluğun, merakın ve keşfetmenin ne kadar güzel şeyler olduğunu öğrenmiş.

Bilinmeyen Gezegenlerin Güzelliği

Zaman akıp gitmiş, şafak sökmeye başlamış. Zıpzıp, Can'ı nazikçe köyün tarlasına geri getirmiş. “Gitme vakti geldi,” demiş Zıpzıp. “Ama unutma, evren kocaman bir arkadaşlık bahçesi. Yeter ki kalbin açık olsun.” Can, Zıpzıp'a kocaman sarılmış. Uzay gemisi yavaşça gökyüzüne yükselmiş ve bir yıldız gibi kaybolup gitmiş. Can, sabah güneşiyle uyanmış, yatağında uzanmış. Pencereden dışarı bakmış, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Ama kalbinde, Zıpzıp'la yaşadığı bu macera pırıl pırıl parlamış. O günden sonra Can, gökyüzüne her baktığında, sadece yıldızları değil, dostu Zıpzıp'ı ve evrenin sonsuz güzelliğini görmüş. İşte bu da böylece tatlı bir masal olup, kulaktan kulağa, kalpten kalbe yayılmış.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Gülen Ay

Gülen Ay

Elif'in gökyüzüne ve gülen Ay'a olan sevgisiyle dolu, babaannesinin bilge sözleriyle iyiliğin sırrını keşfettiği sıcacık bir Anadolu masalı.