Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, gökyüzünün en yüksek tepelerinde, diğer yıldızlardan biraz daha parlak, biraz daha meraklı bir yıldız yaşarmış. Adı da Parlak Yıldız'mış.
Parlak Yıldız, geceleri gökyüzünü süsler, ışığıyla dünyayı aydınlatırmış. Ama ne zaman gündüz olsa, diğer yıldızlar yavaşça uykuya dalarken, o bir türlü gözlerini yumamazmış. Hep merak edermiş: 'Acaba uyumak nasıl bir duygu?'
Bir gece, ay dede gökyüzünde parlak bir gülümsemeyle süzülürken, Parlak Yıldız ona dert yanmış: 'Ay dede, ay dede! Ben de uykuyu tatmak istiyorum. Dünyadaki çocuklar gibi mışıl mışıl uyumak istiyorum ama bir türlü beceremiyorum.'
Ay dede, bilge gözleriyle Parlak Yıldız'a bakmış, hafifçe gülümsemiş: 'Canım Parlak Yıldız, sen dünyayı hiç dinledin mi? Uykunun sırrı bazen en yakınımızdadır.'
Parlak Yıldız meraklanmış. 'Nasıl dinleyeyim ay dede?' diye sormuş.
Ay dede demiş ki: 'Yavaşça aşağıya süzül, ama sakın çok yaklaşma. Dünyanın sana fısıldayacağı ninnileri, şarkıları dinle. Rüzgarın hışırtısını, derelerin akışını, kuşların cıvıltısını duy...'

Parlak Yıldız, ay dedenin sözünü dinlemiş, yavaşça aşağıya doğru süzülmüş. O kadar yavaş süzülmüş ki, sanki bulutların pamuktan kolları onu okşuyormuş. Önce rüzgarın fısıltılarını duymuş. Rüzgar, ağaçların dallarını nazikçe sallarken, 'Huşuuu, huşuuu,' diye ninni söylüyormuş. Bu ses, Parlak Yıldız'ın içini ısıtmış.
Sonra, uzaktan bir dere sesi gelmiş. Dere, kayaların üzerinden akarken, 'Şırıl şırıl, şırıl şırıl,' diye neşeli bir şarkı mırıldanıyormuş. Sanki o şarkı, yorgun ruhları dinlendiriyormuş. Derenin şarkısı, Parlak Yıldız'ın göz kapaklarını ağırlaştırmış.
Bir köy evinin penceresinden içeriye bakmış. Minik bir çocuk, yatağında mışıl mışıl uyuyormuş. Annesi başucunda oturmuş, ona yumuşak bir ninni söylüyormuş. Çocuğun yüzündeki huzur, Parlak Yıldız'ı öylesine etkilemiş ki, kalbi sıcacık olmuş.

Parlak Yıldız, bu ninnileri, bu şarkıları, bu huzuru içine çekmiş. Hissetmiş ki, uyku sadece gözleri kapatmak değil, aynı zamanda ruhun dinlenmesiymiş. Dünya, bütün canlılarıyla birlikte, uykuya dalışın en güzel melodisini çalıyormuş.
Parlak Yıldız, artık yorgun değilmiş, huzurluymuş. Yavaşça gözlerini yummuş. O uykuya daldığında, ışığı biraz daha farklı, daha yumuşak bir parıltıyla dünyayı aydınlatmaya devam etmiş. Gökyüzündeki diğer yıldızlar onu izlemiş, bazıları da onun gibi yavaşça gözlerini kapatmış.

O günden sonra Parlak Yıldız, gündüzleri ay dedenin ve bulutların kollarına bırakıp uykuya dalmış. Geceleri ise dinlenmiş ve daha parlak bir şekilde ışık saçarmış. Ve her gece, uykusu gelmekte zorlanan çocuklara, fısıltısıyla, 'Huşuuu, şırıl şırıl,' diye ninniler söylemiş, onlara huzurlu bir uyku dilemiş.
İşte bu da, uykuya giden bir yıldızın masalıymış. Bu masalı dinleyen herkesin uykusu tatlı olsun, rüyaları renkli olsun.