Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarlarda, şirin mi şirin bir köy varmış. Bu köyün en neşeli, en meraklı kızı da Elif’miş. Elif’in yanakları al al, gözleri pırıl pırıl, saçları da annesinin ördüğü uzun örgülerle beline kadar uzanırmış. Gündüzleri kuşlarla konuşur, kelebeklerle dans edermiş. Ama akşam olunca, köyün üzerine garip bir sessizlik çökermiş.

Elif bu sessizliği merak edermiş. Bir akşam, annesi yatmadan önce ona masal anlatırken, Elif pencereden dışarı bakmış. Ay dede gökyüzünde parlarmış, yıldızlar tek tek göz kırparmış. Ama ses yokmuş. Dere gündüz gibi şırıl şırıl akmaz, rüzgar ağaçların yapraklarını fısıldamazmış sanki. 'Anneciğim,' demiş Elif, 'akşam olunca neden her yer bu kadar sessizleşirmiş? Nereye gidermiş tüm sesler?' Annesi gülümsümüş, Elif’in saçlarını okşamış. 'Her şeyin bir vakti varmış yavrum,' demiş, 'seslerin de, sessizliğin de.'

Elif bu cevabı yeterli bulmamış. Ertesi akşam, hava kararmaya başlayınca, usulca bahçeye süzülmüş. İlk durağı, köyün en yaşlı, en bilge ağacı olan Koca Çınar olmuş. Elif, Koca Çınar’ın geniş gövdesine yaslanmış. 'Koca Çınar,' demiş fısıltıyla, 'akşam olunca neden bu sessizlik gelirmiş? Gündüzün tüm cıvıltıları nereye gidermiş?' Koca Çınar hışırtılı yapraklarıyla Elif’i dinlemiş. Sonra hafifçe sallanmış. 'Kızım Elif,' demiş, dallarından esen rüzgarla, 'gündüzler uyanıklık, akşamlar dinlenmek zamanıymış. Kuşlar yavrularına ninni fısıldarmış, dere yorgunluğunu atarmış, rüzgar ise tüm yorgunlukları alıp uzaklara taşırmış. Bu sessizlik, dünyanın en güzel ninnisiymiş aslında.'

Elif'in Merakı

Elif Koca Çınar’a teşekkür etmiş. Sonra dere kenarına gitmiş. Gündüzleri coşkuyla akan dere, şimdi daha sakin, daha yumuşak akıyormuş. Elif suya eğilmiş. 'Sevgili Dere,' demiş, 'Koca Çınar bana sessizliğin bir ninni olduğunu söyledi. Sen de mi dinlenirmişsin akşam olunca?' Dere, küçük dalgalarla Elif’in ayaklarına dokunmuş. Sanki şırıl şırıl bir şarkı söylemiş kulağına: 'Evet Elif, ben de gün boyu koşturmaktan yorulurmuşum. Akşam olunca, balıklar yataklarına çekilir, kurbağalar uykuya dalarmış. Ben de onlara eşlik edermişim, suyu usulca sallayarak, huzurla akarmışım. Bu sessizlik, benim de iç şarkım, iç huzurummuş.'

Çınar ve Dere'nin Fısıltısı

Elif, dereden de ayrılıp gökyüzüne bakmış. Yıldızlar pırıl pırıl, ay dede gülümsermiş. Sanki ona bir sır anlatmak istiyorlarmış. 'Ey pırıl pırıl yıldızlar,' demiş, 'siz de mi sessizliğin şarkısını söylermişsiniz?' Yıldızlar daha parlak göz kırpmış. İçlerinden en parıldayanı, sanki Elif’in kalbine bir ışık göndermiş. 'Bizler,' demiş yıldız, 'gecenin lambalarıymışız. Herkes uykuya daldığında, bizler gökyüzünü aydınlatır, güzel rüyalar getirmek için ışık saçarmışız. Sessizlik, bizim görevimizi en iyi şekilde yapmamıza yardımcı olurmuş. Bu, dünyanın uykuya dalarken çıkardığı en güzel ses, en tatlı melodiymiş.'

Yıldızların Ninnisi

Elif tüm bunları dinlemiş, kalbi sıcacık olmuş. Meğer sessizlik hiç de boş değilmiş. İçinde kuşların ninnisi, derelerin huzuru, yıldızların ışığı varmış. O gece yatağına uzandığında, pencereden içeri süzülen ay ışığı ve etrafı saran o tatlı sessizlik, Elif’i sarmalamış. Gözlerini kapatmış, sessizliğin fısıltılarını dinlemiş ve dünyanın en güzel uykusuna dalmış. Anlamış ki, bazen en güzel şarkılar, hiç ses çıkarmadan, sadece kalple dinlenirmiş.

Ve o günden sonra Elif, her sessiz akşamda, kalbinde biriken bu masalın şarkısını mırıldanmış, huzurla uykuya dalmış. Bu masal da burada bitmiş, dileyen herkese sessiz ve huzurlu akşamlar dilemiş.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Soğuk Kış Günü

Soğuk Kış Günü

Soğuk Kış Günü masalında küçük Elif'in, köyünde karşılaştığı minik bir kediye uzattığı şefkat eliyle kalpleri nasıl ısıttığını keşfedin. Paylaşmanın ve sevginin gücüyle soğuk kış günleri bile sıcacık olur.