Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, dağların arkasında, denizin kıyısında değil de, yemyeşil ovaların göbeğinde, masmavi göklerin altındaki şirin mi şirin bir köyde, Bahar Köyü'nde yaşarmış Elif adında pırıl pırıl gözlü, neşeli bir kız. Elif'in yanakları al al, saçları iki örgü, kalbi ise bahar güneşi gibi sıcacıkmış. Her bahar gelişiyle içi içine sığmaz, neşe dolar taşarmış.
Bir sabah, Elif uykusundan tatlı mı tatlı bir kuş cıvıltısıyla uyanmış. Penceresinden süzülen güneş, odasını altın sarısı ışıklarla doldurmuş, yorganına desenler çizmiş. Elif hemen fırlayıp bahçeye koşmuş. Bakmış ki ne görsün! Topraktan minicik, taptaze yeşil filizler başını uzatmış toprağı selamlıyor, ağaçların kurumuş dalları bir gecede yemyeşil tomurcuklara bürünmüş, erik ağacı ise bembeyaz gelinliğini giymiş, etrafa mis gibi kokular saçıyormuş. Hafif bir rüzgar esmiş, Elif'in saçlarını nazikçe okşamış, adeta kulağına bir ninni fısıldamış: 'Bahar geldi Elif, bahar geldi! Neşe saçtı her yere!'
Elif, bahçedeki yeni açmış menekşelerle konuşmuş, 'Hoş geldiniz güzel çiçekler, ne iyi ettiniz de geldiniz!' diye selamlamış onları. Ardından bahçe kapısının önünde oturan, köyün en yaşlı, en bilge ninesi Ayşe Nine'ye bakmış. Ayşe Nine, elinde rengarenk yünleri eğiriyor, baharın şarkısını mırıldanıyormuş. Elif, Ayşe Nine'ye doğru koşmuş. Ayşe Nine, Elif'in o pırıl pırıl bakan gözlerini görünce gülümsemiş. 'Hayrola kızım, ne bu telaşın? Bahar gelince kalbin mi pır pır ediyor yine?' diye sormuş. Elif, 'Ayşe Ninem, bahar gelmiş! Her yer ne kadar güzel olmuş, kuşlar neşe saçıyor, çiçekler gülümsüyor! Ben de bu güzelliği, bu neşeyi tüm köye yaymak istiyorum!' demiş, sesi heyecandan titreyerek.

Ayşe Nine, Elif'in hevesine ortak olmuş. 'Doğru dersin güzel kızım,' demiş, başını sallayarak. 'Bahar demek, uyanış demek, canlanış demek. Ama en önemlisi, neşe demek, paylaşmak demek. Sen de köyün çocuklarını topla, ne güzel şenlikler yaparsınız, kim bilir ne oyunlar oynarsınız.' Ayşe Nine'nin sözleri, Elif'in aklında bir ışık yakmış. Hemen köy meydanına doğru koşmuş, yüksek bir sesle arkadaşlarını çağırmış: 'Ali! Zeynep! Can! Neredesiniz? Bahar şenliği yapıyoruz!' demiş. Kısa sürede Ali, Zeynep ve Can, Elif'in yanına koşmuşlar. Hepsinin yüzünde bahar güneşi gibi bir gülümseme varmış. 'Yaşasın! Ne yapacağız Elif?' diye sormuşlar bir ağızdan.
Elif, Ayşe Nine'nin söylediklerini anlatmış. 'Köyün çayırlığında kocaman bir bahar şenliği düzenleyelim! Herkes gelsin, birlikte eğlenelim!' demiş. Çocuklar sevinçle birbirlerine bakmışlar. Hemen işe koyulmuşlar. Ali, köyün en güzel ve en renkli kır çiçeklerini toplamış, kucağına sığdıramaz olmuş. Zeynep, annesinden aldığı rengarenk kurdelelerle her bir çiçeğe fiyonklar bağlamış, adeta onları süslemiş. Can ise, köyün marangozundan izin alıp eski tahta parçalarından sağlam mı sağlam, küçük bir salıncak kurmuş, dallara bağlamış. Elif de boş durmamış. Annesinin yaptığı mis kokulu, sıcacık poğaçaları ve babasının arılıktan topladığı taptaze ballı sütü büyük bir sepetle çayırlığa getirmiş. O sırada güneş pırıl pırıl parlıyor, sanki onlara gülümsüyormuş, dere ise şırıl şırıl akıp giderken, neşeli bir şarkı mırıldanıyormuş onlara.

Köy halkı, çocukların bu hummalı ve neşeli hazırlıklarını görünce şaşırmış. Meraklanıp yavaş yavaş onlar da çayırlığa doğru gelmeye başlamışlar. Kimi anneler, evlerinden getirdikleri börekleri, çörekleri masalara sermiş. Kimi delikanlılar, sazlarını, kavalını kapıp gelmiş, tatlı ezgiler çalmaya başlamış. Köyün gençleri el ele tutuşup neşeyle halay çekmiş, yaşlılar ise bir köşede oturup eskilerden, bahar günlerinden tatlı sohbetler etmişler. Elif ve arkadaşları, kendi elleriyle hazırladıkları çiçekleri herkese armağan etmiş, mis kokulu poğaçaları ve ballı sütü ikram etmişler. Çayırlık, kahkahalarla, türkü sesleriyle dolup taşmış, neşe dalga dalga gökyüzüne yükselmiş. Akşamın serinliği çökerken, gökyüzünde parlayan yıldızlar, sanki onlara göz kırpmış, 'Ne güzel bir şenlik oldu, ne güzel bir bahar karşılaması!' demişler.
Şenlik bitiminde, köy halkı Elif'e ve arkadaşlarına tek tek teşekkür etmiş. 'Sizler sayesinde içimiz ısındı, baharın gerçek tadını doyasıya çıkardık,' demişler içtenlikle. Elif, bu sözler karşısında çok mutlu olmuş, Ayşe Nine'nin yanına koşmuş. 'Ayşe Ninem, bak ne kadar mutlu herkes,' demiş, gözleri parlayarak. Ayşe Nine, Elif'in saçlarını şefkatle okşamış. 'Gördün mü güzel kızım,' demiş. 'Bir çiçeğin açması gibi, bir baharın gelmesi gibi, paylaşmak da en güzel çiçeği açtırır insanın yüreğinde. Neşe de, sevgi de paylaştıkça çoğalır, her yeri kuşatır. Baharın bize öğrettiği en güzel ders de budur.' Elif, o gün baharın sadece doğayı değil, insan kalplerini de nasıl yeşerttiğini, nasıl sevgiyle doldurduğunu öğrenmiş.

İşte o günden sonra, Bahar Köyü'nde her bahar, Elif ve arkadaşlarının başlattığı bu güzel şenlikler gelenek olmuş. Herkes birbirine yardım etmiş, birlikte üretmiş, birlikte eğlenmiş. Çünkü biliyorlarmış ki, baharın en güzel hediyesi, birlikte olmanın ve paylaşmanın getirdiği o tarifsiz neşeymiş. Bu masal da burada bitmiş, kalplerin bahar çiçekleri gibi açması, sevginin her yeri sarması dileğiyle, bir sonraki güzel masalda buluşmak üzere...