Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarların birinde, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, pırıl pırıl sularıyla derelerin neşeyle aktığı, mis kokulu çiçeklerin toprağı süslediği, adına Dostluk Ormanı denilen şirin mi şirin bir yer varmış. Bu ormanda, her sabah güneş altın sarısı ışıklarını ormanın derinliklerine salar, bülbüller ve serçeler korolar halinde cıvıl cıvıl öter, dere ise şırıl şırıl şarkılar mırıldanarak yol alırmış. Ağaçların yaprakları rüzgarla fısıldaşır, sanki eski zamanlardan kalma sırlar anlatırmış. İşte bu denli güzel ve huzurlu ormanda, Fındık adında, minicik bir kalbi kocaman sevgiyle çarpan, yaramaz mı yaramaz, sevimli mi sevimli bir sincap yaşarmış. Fındık, o ufacık kalbiyle öyle iyi niyetliymiş ki, ormandaki bütün canlılar onu çok severmiş. Her gün, ağaç dallarında bir o yana bir bu yana hoplar zıplar, arkadaşlarıyla gizlenmecilik ve yakalamaca oynar, sonbaharın en mis kokulu kozalaklarını ve en tatlı palamutlarını toplarmış. Ormanın her köşesinde onun neşeli kahkahaları çınlarmış.

Gel zaman git zaman, bir ilkbahar sabahı, Dostluk Ormanı'na yeni bir misafir gelmiş. Bu, sırtında sivri mi sivri dikenleri olan, biraz utangaç ve ürkek görünen minik bir kirpiymiş. Adı Kirpi'ymiş. Kirpi, ormanın en kuytu köşelerinden birinde, yaşlı bir meşe ağacının dibine büzülmüş, etrafına endişeyle bakınırmış. Diğer hayvanlar, Kirpi'nin dikenlerinden biraz çekinir, yanına gitmekten ve onunla konuşmaktan imtina ederlermiş. Fındık ise, Kirpi'nin o minicik, titrek halini ve gözlerindeki hüznü fark etmiş. İçinden bir ses, ona sıcacık bir fısıltıyla "Git, onunla konuş! Belki de sadece bir dosta ihtiyacı vardır," demiş. Fındık, kocaman yüreğiyle ve cesur adımlarla, yavaşça Kirpi'ye doğru ilerlemiş. Her adımı, bir dostluğun başlangıcı olacakmış gibi nazikmiş.

Fındık ve Utangaç Kirpi

"Merhaba Kirpi," demiş Fındık, sesini yumuşacık tutarak. "Ben Fındık. Dostluk Ormanı'na hoş geldin! Neden bu kadar yalnız duruyorsun, hiç oyun oynamıyor musun?" Kirpi, Fındık'ın sesini duyunca hafifçe irkilmiş, dikenlerini de farkında olmadan biraz daha kaldırmış. "Merhaba," diye mırıldanmış kısık bir sesle, gözlerini yere çevirerek. "Ben Kirpi. Ben... ben biraz utangacım. Kimse dikenlerim yüzünden bana yaklaşmak istemez. Herkes benden korkar, o yüzden hep tek başıma kalırım." Fındık, Kirpi'nin sözlerini duyunca kalbinde bir sızı hissetmiş. Kirpi'nin aslında ne kadar nazik ve iyi kalpli olduğunu, sadece anlaşılmadığını anlamış. "Dikenlerin sana sadece korunmak için verilmiş Kirpi. Onlar senin bir parçan ama seni kötü yapmazlar," demiş Fındık, sıcak bir gülümsemeyle. "Aslında sen çok tatlısın. Gel, sana ormanın en lezzetli ve sulu böğürtlenlerini göstereyim mi? Tam da mevsimiymiş, güneş onları olgunlaştırmış!" Kirpi, ilk başta şaşırmış, sonra Fındık'ın içten davetiyle kalbi yumuşamış. Gözlerinde minik bir umut ışığı parlamış. "Peki öyleyse," demiş, yavaşça başını sallayarak.

Birlikte, kuşların cıvıl cıvıl sesleri eşliğinde, ormanda böğürtlen aramaya başlamışlar. Rüzgar, ağaçların yaprakları arasından geçerek onlara hafif hafif ninni fısıldarken, güneş dalların arasından süzülüp yer yer altın benekler oluşturuyormuş. Fındık, en tatlı böğürtlenlerin nerede olduğunu Kirpi'ye göstermiş, Kirpi de dikkatlice dikenlerine batırmadan onları toplamış. Tam o sırada, Kirpi, heyecanla böğürtlen toplarken, fark etmeden küçük, derin olmayan bir çukura düşüvermiş. Minicik ayakları kaymış, dikenleri yüzünden de çukurdan tek başına çıkmakta zorlanmış, paniklemeye başlamış. Diğer orman hayvanları, olayı uzaktan izlerken ne yapacaklarını bilemez, sadece endişeyle mırıldanırlarmış.

Fındık Kirpi'ye Yardım Ediyor

Fındık ise, Kirpi'nin çaresizliğini görünce hiç düşünmeden hemen yardım elini uzatmış. Bushy, gür kuyruğunu Kirpi'ye doğru uzatmış, "Tutun bana Kirpi!" demiş, sesi güven doluymuş. "Sakın korkma! Ben seni oradan çıkarırım!" Kirpi, Fındık'ın uzattığı kuyruğa dikkatlice, dikenlerini batırmamaya özen göstererek tutunmuş. Fındık tüm gücüyle Kirpi'yi yukarı çekmiş. Kirpi'nin dikenleri Fındık'a hiç batmamış, çünkü Fındık o kadar dikkatli, o kadar nazik davranmış ki, dikenler bile ona sevgiyle dokunmuş, incitmemiş. Kirpi, çukurdan çıkar çıkmaz Fındık'a dönmüş, gözleri minnetle parlıyormuş. "Çok teşekkür ederim Fındık! Sen gerçek bir dostsun! Benimle arkadaş olduğun için çok mutluyum," demiş, sesi titreyerek.

O günden sonra Kirpi'nin dikenleri artık orman hayvanları için o kadar da korkutucu görünmezmiş. Fındık ve Kirpi çok iyi arkadaş olmuşlar. Birlikte ormanda oyunlar oynar, en güzel fındıkları toplar, dere kenarında uzun uzun sohbet ederlermiş. Diğer hayvanlar da Fındık'ın cesaretini, iyiliğini ve Kirpi'ye olan sevgisini görmüşler. Onlar da yavaş yavaş Kirpi'ye yaklaşmış, onunla arkadaş olmaya başlamışlar. Dostluk Ormanı, Fındık ve Kirpi sayesinde eskisinden de neşeli, eskisinden de huzurlu, sevgiyle dolu bir yer olmuş. Herkes anlamış ki, gerçek dostluk bazen beklenmedik yerlerden gelirmiş. Önemli olan kalbin güzelliğiymiş, dış görünüş değilmiş. Gözleriyle görmeyi değil, kalpleriyle hissetmeyi öğrenmişler.

Dostluk Ormanı'nda Neşeli Oyunlar

İşte bu da, kalpleri ısıtan, sevgi ve dostlukla dolu, Dostluk Ormanı'nın neşe dolu masalıymış. Bu masal, bize her canlının içindeki iyiliği görmemiz gerektiğini, gerçek dostluğun dış görünüşe değil, kalbe baktığını fısıldarmış. Ve her dinleyenin kalbinde, minicik bir dostluk tohumu yeşertirmiş.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Minik Bahçıvan

Minik Bahçıvan

Minik Can'ın sabır ve sevgi dolu bahçe macerası. Geleneksel Türk masalı tadında, çocuklara doğa sevgisini ve sabrı öğreten sıcak bir öykü.