Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarların yemyeşil ormanlarının birinde, şirin mi şirin bir tavşan ailesi yaşarmış. Bu ailenin en küçük, en meraklı üyesi ise bembeyaz tüyleriyle Minik Tavşan Pofuduk’muş. Pofuduk, uzun kulaklarını her sese diker, etrafındaki her şeyi bir bir öğrenmek istermiş. Güneşin ilk ışıklarıyla uyanır, çiğ damlalarıyla parlayan çimenlerde koşturur, kelebeklerin peşinden gitmiş.

Gel zaman git zaman, Pofuduk’un okula başlama yaşı gelmiş çatmış. Annesiyle babası ona, okulun ne güzel bir yer olduğunu, orada çok şey öğreneceğini, yeni arkadaşlar edineceğini anlatmışlar durmuşlar. Ama Pofuduk’un minik kalbi hem heyecanla çarpar hem de ufacık bir endişeyle pır pır edermiş. “Acaba beni severler mi?” diye düşünmüş içinden. “Ya oyun oynamayı bilmezsem?” Annesi, onun minik burnunu öperek, “Hiç merak etme yavrucuğum,” demiş, “okul, sevgi ve bilgi dolu bir yuva gibidir. Göreceksin, çok seveceksin.”

Okul Yolunda Heyecan

Okulun ilk sabahı gelip çatmış. Güneş, gökyüzünde altın sarısı ışıklarını saçmış, kuşlar cıvıl cıvıl şarkılar söylemiş. Pofuduk, annesinin hazırladığı küçük sırt çantasını takmış, yeni kırmızı yeleğini giymiş. Annesinin elini sıkıca tutarak yola koyulmuşlar. Rüzgar, fısıltılarla onlara “Hoş geldiniz!” demiş sanki. Dere, şırıl şırıl akarken neşeli melodiler çalmış. Ağaçlar, yapraklarını sallayarak Pofuduk’a el sallamışlar. Pofuduk, etrafa bakına bakına yürürken, kalbi yavaş yavaş daha da neşeyle dolmuş.

Okul binası, rengarenk çiçeklerle süslü, pencerelerinden çocuk sesleri gelen, kocaman bir ağacın gölgesinde kurulmuşmuş. İçeri girdiklerinde, Pofuduk etrafta koşan, gülen birçok hayvan yavrusu görmüş. Bir sincap, bir kirpi, bir kuzu, hatta bir tilki yavrusu bile varmış! Hepsi Pofuduk gibi yeni başlamışlar okula. Öğretmenleri, kocaman, şefkatli gözleriyle onlara bakan, bembeyaz tüylü bir Baykuş Bilge’ymiş. Baykuş Bilge, herkese sıcacık bir gülümsemeyle "Hoş geldiniz çocuklar!" demiş.

Sınıfta Yeni Arkadaşlar

Pofuduk, biraz çekingen adımlarla sınıfın bir köşesine oturmuş. Ama Baykuş Bilge'nin tatlı sesiyle başlayan şarkılar, oyunlar ve resim dersleri, onun içindeki tüm endişeyi uçurup götürmüş. Yanındaki minik kirpi Kirpiş, ona elindeki renkli kalemlerden birini uzatmış. "İstersen sen de çizebilirsin!" demiş. Pofuduk, önce şaşırmış, sonra kocaman gülümsemiş. Kirpiş ile hemen arkadaş olmuşlar. Birlikte rengarenk resimler çizmişler, şarkılar söylemişler, oyunlar oynamışlar.

Dersler bittiğinde, Pofuduk annesiyle eve dönerken, okul yolundaki rüzgar şimdi ona "Güle güle, yarın yine gel!" diye fısıldamış. Dere, şırıl şırıl coşkulu şarkılar söylemiş. Pofuduk'un kalbi sevinçle dolup taşmış. Okulun ne kadar güzel bir yer olduğunu, öğrenmenin ve arkadaşlık kurmanın ne kadar keyifli olduğunu anlamış. Artık her sabah erkenden kalkıp okula gitmek için sabırsızlanıyormuş.

Okulda Neşeli Oyunlar

O günden sonra Minik Tavşan Pofuduk, her sabah erkenden uyanır, kalbi neşe dolu okula koşarmış. Yeni hikayeler dinler, yeni bilgiler öğrenir, arkadaşlarıyla birlikte neşe içinde zaman geçirirmiş. Okul, onun için sadece ders öğrenilen bir yer değil, aynı zamanda kocaman bir oyun bahçesi, sıcacık bir yuva olmuş. İşte bu da böylece tatlı bir masal olup, kulaktan kulağa, diyardan diyara yayılmış.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Masalcı Nine’nin Hikâyesi

Masalcı Nine’nin Hikâyesi

Masalcı Nine'nin köy çocuklarına anlattığı, kaybolan minik serçenin dostluk ve yardımlaşma sayesinde yuvasını buluşunun sıcacık hikayesi. Kalpleri ısıtan bir Türk masalı.