Bir varmış bir yokmuş, Allah'ın kulları çokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarların birinde değil, taa bizim Anadolu'muzun şirin mi şirin bir kasabasında, gökyüzünün masmavi gülümsediği, rüzgarların tatlı türküler söylediği, derelerin şıkır şıkır aktığı bir yerde, herkesin çok sevdiği, adı gibi yiğit, yüreği pırıl pırıl bir genç varmış. Bu genç, kasabanın kahraman polisi Mehmet'miş.

Mehmet Polis, güler yüzlü, sıcak kanlı, herkese el uzatan biriymiş. Kara bıyıkları, parıldayan gözleri ve her zaman dimdik duran o şık üniformasıyla kasabanın güven kaynağıymış. Çocuklar onu gördüklerinde “Mehmet Abi!” diye koşar, yaşlılar “Allah razı olsun Mehmet'im!” diye dualar edermiş. O da onlara sevgiyle bakar, her dertlerine derman olmaya çalışırmış.

Günlerden bir gün, kasabanın cıvıl cıvıl pazar yerinde, minik Ayşe'nin birden yüreği pırpır etmiş. Pamuk gibi bembeyaz, kocaman mavi gözlü, en sevdiği oyuncak kedisi “Pofuduk” kaybolmuş. Ayşe'nin gözlerinden inci taneleri gibi yaşlar dökülmüş. Annesiyle babası Ayşe'yi teselli etmeye çalışmış ama Pofuduk'suz Ayşe'nin yüzü gülmemiş. Pazar yerinin koşuşturmacası içinde Pofuduk sanki yer yarılmış içine girmiş.

İşte tam o sırada, devriye gezen Mehmet Polis, Ayşe'nin hıçkırıklarını duymuş. Hemen küçük kızın yanına gelmiş, diz çökmüş, şefkatle sormuş: “Ne oldu minik kuşum, neden ağlıyorsun böyle?” Ayşe titrek sesiyle “Pofuduk... Pofuduk kayboldu!” diye mırıldanmış. Mehmet Polis, Ayşe'nin gözyaşlarını silmiş, kocaman gülümsemiş: “Üzülme sen güzel kızım. Mehmet Abin burada. Biz Pofuduk'u mutlaka buluruz, değil mi?” demiş.

Mehmet Polis Ayşe'yi Teselli Ederken

Mehmet Polis, hemen işe koyulmuş. Pazar yerindeki esnafa sormuş, etrafa iyice bakmış. Rüzgar fısıltılarla sanki Mehmet Polis'in kulağına bir şeyler söylemiş, çiçekler tatlı kokularıyla ona yol göstermiş. Güneş pırıl pırıl parlayarak gizlenmiş yerleri aydınlatmaya çalışmış. Mehmet Polis, Ayşe'yi elinden tutmuş, “Haydi bakalım, Pofuduk'u arayalım!” demiş. Onlar yürüdükçe, Ayşe'nin umudu da yavaş yavaş yeşermiş. Bir dükkanın önüne gelmişler, oradan ayrılmışlar, bir başka sokağa sapmışlar.

Mehmet Polis, dikkatle her yere bakmış, her köşeyi incelemiş. Tam ümitleri azalmaya başlamışken, kasabanın parkındaki büyük çınar ağacının dallarına takılmış, bembeyaz bir şey parlamış gözüne. Dikkatlice baktığında ne görsün! Ayşe'nin Pofuduk'u, rüzgarın esintisiyle dallara takılmış, oracıkta bekliyormuş! Sevinçle “Bulduuum! Pofuduk burada!” diye bağırmış.

Mehmet Polis Pofuduk'u Ağaçtan Alırken

Ayşe, Mehmet Polis'in gösterdiği yere bakmış ve Pofuduk'unu görür görmez, sevinçten havalara uçmuş. Mehmet Polis, bir çırpıda ağaca tırmanmış, Pofuduk'u nazikçe almış ve Ayşe'ye uzatmış. Ayşe, Pofuduk'una sımsıkı sarılmış, gözlerinden bu sefer mutluluk pırıltıları akmış. “Teşekkür ederim Mehmet Abi! Sen gerçek bir kahramansın!” demiş. Mehmet Polis, Ayşe'nin yanağını okşamış, “Görevimiz Ayşecim, görevimiz. Önemli olan senin gülümsemen,” diye cevap vermiş.

Bütün kasaba halkı, Mehmet Polis'in bu iyiliğine şahit olmuş. Herkes onu tebrik etmiş, ona minnetlerini sunmuş. Kasabanın çocukları o günden sonra Mehmet Polis'e daha bir sevgiyle bağlanmış. Mehmet Polis, sadece asayişi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda gönüllere de huzur saçarmış. O, sadece bir polis değil, aynı zamanda kocaman yürekli bir dost, bir abiymiş. Zor durumda kalan her kim olursa olsun, Mehmet Polis'in kapısını çalmaktan çekinmezmiş. Çünkü o, iyiliğin ve yardımseverliğin ne kadar değerli olduğunu herkese göstermiş.

Mehmet Polis ve Mutlu Ayşe

İşte böylece, Mehmet Polis'in kahramanlığı dilden dile dolaşmış, herkesin yüreğine sıcak bir umut düşürmüş. Kasabanın üzerinde parlayan her yıldız, Ayşe'nin Pofuduk'una kavuştuğu o mutlu anı fısıldarmış. Ve bu masal, iyiliğin ve sevginin ne kadar önemli olduğunu anlatan en güzel şarkıymış.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Kış Gecesi Masalı

Kış Gecesi Masalı

Sıcak bir kış gecesi masalı dinlemeye hazır olun! Ninesinin anlattığı masalla küçük Elif'in kalbindeki iyilik tohumları nasıl yeşeriyor, keşfedin.