Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarlarda değil, Anadolu'nun şirin mi şirin bir köyünde, Can adında bir çocuk yaşarmış. Can'ın yanakları al al, gözleri pırıl pırıl, yüreği de bir kuş gibi kanat çırpan hayallerle doluymuş. Can, her sabah erkenden kalkar, köyün tepesine koşar, gökyüzüne bakarmış. Mavinin en güzel tonlarına bürünmüş gökte süzülen kuşlara hayran hayran bakarmış. Bir gün onlardan biri gibi uçmak, bulutlara dokunmak, rüzgarla dans etmek Can'ın en büyük düşüymüş.

Can, kuşların kanat çırpışlarını taklit etmeye çalışır, kollarını iki yana açıp tarlaların üzerinde koşarmış. Rüzgar, onun saçlarını okşar, kulağına ninni fısıldar gibi "Uç Can, uç!" dermiş sanki. Dere, şırıl şırıl akarken ona şarkı söylermiş, "Hayallerin seni en uzaklara taşır," diye mırıldanırmış. Güneş, altın ışıklarıyla yolunu aydınlatırmış, "Cesur ol ve asla vazgeçme!" der gibi gülümsermiş. Can, köyün en çalışkan, en hayalperest çocuğuymuş. Kuru dallardan, yapraklardan, hatta dökülmüş kuş tüylerinden kanatlar yapar, her birini özenle birleştirip kendi uçağını yaratmaya uğraşırmış. Köyün çocukları ona "Minik Pilot" adını takmışlar, o da bu adı çok sever, her duyduğunda yüreği pır pır edermiş. Hayal dünyasında çoktan bulutların üzerinde süzülüyormuş bile.

Minik Pilot Can Kuşları İzliyor

Can, bir gün yine hayallere dalmış, elinde bulduğu en büyük kuş tüyüyle gökyüzüne bakarken köyün en bilge kişisi, Dede Korkut'un torunu sayılan Yaşlı Zeynep Nine'yi görmüş. Zeynep Nine, bembeyaz başörtüsü, nur yüzüyle Can'a doğru yavaşça yürümüş ve şefkatle gülümsemiş. "Ne düşünürsün Minik Pilot, yine hangi diyarlara uçtun hayallerinle?" diye sormuş sesiyle bahar rüzgarları estirerek. Can, heyecanla hayalini anlatmış: "Uçmak istiyorum Nine, tıpkı o özgür kuşlar gibi! Ama ne yapsam da kanatlarım yeterince büyük olmuyor, beni taşıyamıyor." Zeynep Nine, Can'ın yanına oturmuş, elindeki tüyü okşamış. Gözlerinin içine bakarak, "Evlat," demiş, sesi pınarlar gibi berrak, sözleri baldan tatlı. "Kuşlar kanatlarıyla uçar, evet. Ama insanlar yürekleriyle uçar, kalplerindeki umutlarla yükselir. Hayallerin, umutların, sevgin senin en güçlü kanatların olur. Onlar seni sadece gökyüzüne değil, en yüksek bulutlara, en uzak diyarlara, hatta kimsenin erişemeyeceği en güzel düşlere taşır. Yeter ki yüreğin hep geniş ve sevecen olsun."

Can, Zeynep Nine'nin sözlerini dikkatle dinlemiş. Yüreğinin bir kuş gibi hızla attığını, içini sıcacık bir umut doldurduğunu hissetmiş. O günden sonra Can, sadece kuru dallardan kanat yapmaya değil, yüreğini beslemeye, onu büyütmeye de başlamış. Daha çok hayal kurmuş, köy kütüphanesindeki tüm masal kitaplarını okumuş, köydeki herkese yardım etmiş, hayvanlara merhametle yaklaşmış, her canlıya sevgiyle bakmış. Çünkü biliyormuş ki, yüreği ne kadar büyük olursa, kanatları da o kadar güçlü olacakmış. Herkesin bir işi olduğunda koşa koşa yardımına gitmiş, hasta bir kuş bulduğunda onu iyileştirmiş, tarlaya tohum ektiğinde sevgiyle sulamış. Yaptığı her iyilikle yüreği daha da büyümüş, daha da hafiflemiş, sanki gerçekten uçacakmış gibi.

Zeynep Nine'nin Bilge Öğütleri

Bir akşamüstü, gün batarken, güneşin son ışıkları dağların ardına saklanırken, Can yine köyün en yüksek tepesindeymiş. Gökyüzü, kızıla, mora, turuncuya boyanmış, adeta bir ressamın fırçasından çıkmış gibiymiş. Can gözlerini kapatmış, derin bir nefes almış. Rüzgar yüzünü okşarken, kendisini hafiflemiş, adeta yerden kesilmiş hissetmiş. Sanki görünmez kanatları varmış da, onu gökyüzüne doğru yükseltiyormuş. Bulutların arasından süzülmüş, yıldızlara el sallamış, ay dedeye selam vermiş, gezegenlerin etrafında neşeyle dönmüş. Kalbi öyle bir sevinçle, öyle bir huzurla dolmuş ki, hiç inmek istememiş. O an anlamış ki, Zeynep Nine haklıymış. Gerçek kanatlar, insanın içinde taşıdığı paha biçilmez hayaller, bitmek tükenmek bilmeyen umutlar ve kocaman bir sevgiymiş. O, Minik Pilot Can'mış ve hep uçacakmış, yüreğinin kanatlarıyla, hayallerinin yelkenleriyle.

Can, gözlerini açtığında, gün batımının son ışıltıları yüzüne vuruyormuş. Gözlerinin içi gülümsemiş. Artık bilmiş ki, uçmak için illa demirden kanatlara ihtiyaç yokmuş. Yüreğindeki hayallerle de en uzaklara gidilir, en yüksek zirvelere ulaşılır, en güzel maceralara atılırmış. O günden sonra Can, hayallerinin peşinden koşmaktan, iyilik yapmaktan ve sevgiyi yaymaktan hiç vazgeçmemiş. Büyümüş, kocaman bir adam olmuş, ama Minik Pilot ruhunu hiç kaybetmemiş. Kime sorsan, "Can Amca'nın hayalleri gökyüzünden bile büyük," dermiş gülümseyerek.

Minik Pilot Can Hayallerinde Uçuyor

İşte böylece Minik Pilot Can, yüreğindeki kanatlarla hayat boyu uçmuş, her yere iyilik ve neşe götürmüş. Bu masal da burada bitmiş. Hayallerinin peşinden giden tüm çocukların yolu açık, yüreği kanatlı, umutları gökyüzü kadar engin olsun.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Cesur Çiftçi

Cesur Çiftçi

Cesur Çiftçi Ahmet'in, köyünü rahatsız eden koca devi korkmadan ziyaret edip, merhametiyle dostluğa dönüştürdüğü sıcak ve ders dolu bir Türk masalı.