Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların birinde, yeşillikler içinde şirin mi şirin bir köy varmış. Bu köyde herkes birbirini sever, sayar, el birliğiyle yaşarmış. Güneş her sabah dağların ardında gülümseyerek doğar, pınarlar şırıl şırıl şarkı söyler, rüzgâr dallara ninni fısıldarmış. İşte bu huzurlu köyde, başı kel ama yüreği pek, gözleri pırıl pırıl Keloğlan yaşarmış.
Keloğlan, sabah erkenden kalkar, köyün çeşmesinden su testisini doldurmaya gidermiş. Lakin o sabah bir gariplik varmış. Çeşmenin suyu akmıyormuş! Keloğlan şaşkınlıkla çeşmeye bakmış, taşları yerinden oynamış, boruları tıkanmış. Köyün tek su kaynağı olan bu çeşme bozulunca, herkesin yüzü asılmış, gözlerine hüzün çökmüş. Tarlalar susuz kalmış, hayvanlar susamış, köyün neşesi kaçmış.

Keloğlan, köylülerin üzüntüsünü görünce içi burkulmuş. “Ben bu işi hallederim!” diye düşünmüş, eline bir sopa almış, çeşmenin başına gitmiş. Taşları itmeye çalışmış, boruları temizlemeye uğraşmış ama nafile! Tek başına ne yapsa olmuyormuş. Gücü yetmemiş, kolları yorulmuş. Akşam olmuş, yıldızlar gökyüzünde göz kırpmış, Keloğlan yorgun argın eve dönmüş.
Ertesi sabah Keloğlan erkenden kalkmış, köyün en yaşlı, en bilge dedesinin yanına gitmiş. “Dede, çeşmemiz bozuldu, köylüler çok üzgün. Ben tek başıma yapamadım, ne yapmalı?” diye sormuş. Bilge dede, Keloğlan’ın başını okşamış, gülümsemiş. “Evladım Keloğlan,” demiş, “tek başına koca dağı yerinden oynatamazsın ama el ele verirsen, toprağı bile delersin. Güç birleşince olur, yardım edince kolaylaşır her iş.”

Keloğlan, bilge dedenin sözlerini dinlemiş, kalbine mühürlemiş. Hemen köy meydanına koşmuş, yüksek bir yere çıkmış. Gür sesiyle köylülere seslenmiş: “Ey benim canım köylülerim! Üzülmeyin, boynunuzu bükmeyin! Güç birleşince olur, yardım edince kolaylaşır her iş. Gelin hep birlikte çeşmemizi tamir edelim. Birlikten kuvvet doğar!”
Keloğlan’ın sözleri köylülerin içine su serpmiş. Önce bir, sonra iki, derken herkes eline küreğini, kazmasını almış, çeşmenin başına koşmuş. Kimisi taş taşımış, kimisi boruları temizlemiş, kimisi çamuru kazmış. Çocuklar bile küçük elleriyle su taşımış, büyüklere yardım etmiş. Güneş tepeden ışıklar saçmış, kuşlar neşeyle cıvıldamış, sanki doğa bile onlara destek olmuş.

Birlikte çalışınca işler ne de çabuk bitmiş! Akşama kalmadan çeşme tamir olmuş. Keloğlan vanayı açmış ve şırıl şırıl su akmaya başlamış. Köylüler sevinçle birbirlerine sarılmış, çocukların kahkahaları köy meydanını doldurmuş. Tarlalar sulanmış, hayvanlar suya kanmış, köy yeniden neşesine kavuşmuş. Keloğlan da yardımlaşmanın, bir olmanın gücünü bir kez daha anlamış. İşte bu masal da burada bitmiş, dileyen herkese bir yudum su ve dostluk bırakmış. Öyle bir masal ki, kalbi güzel olan herkesin gönlüne huzur dolmuş.