Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların şirin mi şirin bir köyünde, yemyeşil tepelerin eteklerinde, mis kokulu kır çiçeklerinin rengarenk açtığı bereketli topraklarda Elif adında küçücük, yüreği pırıl pırıl, gözleri ışıl ışıl bir kız yaşarmış. Kışın uzun ve soğuk günleri nihayet geride kalmış, baharın o taptaze, o umut dolu müjdesiyle her yer yeniden canlanmış, neşeyle, hayatla dolup taşmış. O sabah Elif, penceresine vuran güneşin altın sarısı, sıcacık öpücüğüyle uyanmış, yorganını hemen üzerinden atmış. Uykucu bulutlar bile gökyüzünden usulca çekilmiş, yerini masmavi, engin bir denize bırakmış, parlayan güneşe en güzel selamlarını durmuş.
Elif, yatağından doğrulur doğrulmaz, odasının penceresinden süzülen kuş seslerine kulak vermiş. Sanki her biri ayrı bir melodiyle baharı müjdelemiş, dallarda şen şakrak cıvıldaşmış. Pencerisini aralayınca, baharın tatlı mı tatlı rüzgarı içeri dolmuş, Elif'in ipek gibi saçlarını nazikçe okşamış, sanki kulağına en güzel, en huzurlu ninnileri fısıldamış. Köyün çevresindeki ulu ağaçlar, yeni yeşil yapraklarıyla ışıl ışıl parlamış, hafif bir esintiyle tatlı tatlı dans etmiş, birbirleriyle fısıldaşmış. Köyün içinden geçen berrak dere ise şırıl şırıl çağlamış, taşlara çarpa çarpa neşeyle şarkılar söylemiş. Elif, bu canlı, bu muhteşem sese, bu canlanan doğaya dayanamamış, hemen en sevdiği giysilerini giyinip dışarıya koşmuş. Her adımında minik ayakları yumuşacık, nemli toprağa basarken, rengarenk papatyalar ona gülümsermiş, taze açan gelincikler başını uzatıp “Günaydın!” dermiş.

Köyün tozlu patika yolunu tutmuş, baharın o eşsiz, o tazecik kokusunu derin derin içine çekmiş. Mis gibi toprak kokusu, yeni açan çiçeklerin büyüleyici kokusuyla harmanlanmış, tüm etrafı sarmış sarmalamış. Yolda ilerlerken, bir de bakmış ki, küçücük, henüz tüyleri tam çıkmamış, minnacık bir serçe yavrusu patikanın kenarında titriyormuş. Yuvasından düşmüş, annesiyle babasını bulamamış, yapayalnız ve çaresiz kalmış. Elif'in narin yüreği burkulmuş, küçücük serçeye doğru yavaşça, adeta bir kedi gibi sessizce eğilmiş. “Merhaba minik kuş,” demiş, sesi sevgi dolu ve bir o kadar da tatlıymış. “Neden böyle üzgünsün, annen baban nerede, sana kim yardım edecek?” Serçe yavrusu, ürkek mi ürkek gözlerle Elif'e bakmış, sanki tüm derdini, tüm korkusunu gözleriyle anlatmak, ondan yardım istemiş. Minik gövdesi soğuktan ve korkudan titriyormuş. Elif, serçenin annesini aradığını, yuvasına dönmek istediğini hemen anlamış, içinden ona yardım etme isteği kabarmış.

Elif, etrafına dikkatlice bakınmış, gözleriyle ağaçların dallarını, yaprakların arasını sabırla taramış. Çok geçmeden, yakınlardaki bir elma ağacının tepesinde telaşla uçuşan, endişeli sesler çıkaran bir anne serçe görmüş. “İşte annen!” diye fısıldamış Elif, minik serçeyi nazikçe, sanki bir tüy parçasıymış gibi avucuna almış. Avucunun içindeki sıcaklık ve şefkat, serçeye biraz olsun cesaret vermiş, titremesi azalmış. Annesinin uçtuğu dala doğru dikkatlice, yavaş yavaş yaklaştırmış. Anne serçe, Elif'i ve avucundaki yavrusunu görünce önce biraz çekinmiş, etrafta dönüp durmuş ama sonra yavrusunun minik sesini duyunca hemen tanımış, sevinçle cıvıldamış. Elif, serçe yavrusunu yavaşça annesinin yanındaki güvenli bir dala bırakmış. Anne serçe, yavrusuna kavuşur kavuşmaz, minnetle Elif'e bakmış, sanki ona defalarca teşekkür etmiş. Yavrusuna sarılmış, kanatlarının altına almış, onu sıcacık sarmalamış, okşamış.

Elif, bu sevgi dolu, bu yürek ısıtan, bu mucizevi manzara karşısında içten içe sevinmiş, kalbi pırıl pırıl olmuş, adeta çiçek açmış. Minik bir kalbe dokunmanın, bir cana yardımcı olmanın, doğanın bu büyük ve güzel döngüsüne küçücük de olsa bir katkı sağlamanın ne kadar güzel, ne kadar anlamlı ve değerli olduğunu o an tüm ruhuyla anlamış. Yürüyüşüne devam etmiş, artık adımları daha bir neşeli, daha bir umut doluymuş, sanki yere değil bulutlara basarmış gibiymiş. Güneş pırıl pırıl parlamış, gökyüzü daha bir berraklaşmış, çiçekler daha bir renkli ve canlı açmış, kelebekler havada süzülmüş, arılar vızıldamış. O gün Elif, baharın sadece doğayı uyandırmakla kalmadığını, aynı zamanda insan kalplerini de sevgiyle yeşerttiğini, iyilikle ve şefkatle her şeyin daha da güzelleştiğini öğrenmiş. Bahar Sabahı, Elif'in kalbinde hiç bitmeyecek bir neşe, unutulmaz bir ders ve sıcacık bir anı bırakmış. İşte bu da böyle güzel bir masalmış, dinleyenlerin yüreğine sevgi serpmiş.