Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarların şirin mi şirin bir köyünde, kalabalık ve sıcacık bir aile yaşarmış. Bu ailenin göz bebeği, gözleri pırıl pırıl, yanakları al al Elif adında bir kız çocuğuymuş. Elif, kuş sesleriyle uyanır, güneşin ilk ışıklarıyla bahçeye koşar, çiçeklerle konuşurmuş. Bir sabah, annesiyle babası pencerenin önünde tatlı tatlı konuşurken, Elif bir piknik sözü duymuş. Sevinçle zıplamış, küçük ellerini çırpmış, "Piknik mi? Piknik mi?" diye sormuş, sesi neşe doluymuş.

Annesi güler yüzle, şefkatle, "Evet canım kızım, bugün ailece derelerin şırıl şırıl aktığı, yemyeşil ağaçların göğe uzandığı o güzel yere pikniğe gideceğiz," demiş. Elif'in babası da bıyık altından gülümseyerek başını okşamış, "Mis gibi ot kokularının sardığı, rengarenk kelebeklerin uçuştuğu, kuşların en güzel şarkılarını söylediği o yere," diye eklemiş. Elif hemen mutfağa koşmuş, annesine yardım etmek için sabırsızlanıyormuş. Annesi türlü türlü yiyecekler hazırlıyormuş: köy peynirleri, zeytinler, sıcacık, mis kokulu poğaçalar, el yapımı reçeller. Elif de küçük elleriyle sepeti hazırlamaya yardım etmiş, rengarenk peçeteleri, tahta kaşıkları, küçük bardakları özenle yerleştirmiş. Sanki her biri pikniğin bir parçası olup, oraya varabilmek için can atıyormuş.

Piknik Hazırlıkları

Hazırlıklar bitince, sepetler dolup taşınca, aile hep birlikte yola düşmüş. Elif önde, arkasından annesiyle babası, yolları şarkılarla, türkülerle neşeyle adımlamışlar. Rüzgar fısıltılarla onlara ninni söylermiş gibi eser, ağaçlar dallarını sallayarak selam verirmiş. Dere şırıl şırıl seslerle onlara şarkılar mırıldanır, rengarenk kelebekler onlara yol gösterirmiş. Güneş bile sanki o gün daha bir parlak, daha bir sıcak gülümsermiş, tüm doğa onlara eşlik edermiş. Elif, yolda gördüğü her çiçeğe adını sormuş, her böceğe gülümsemiş. Yürürken, babasının güçlü eli, annesinin sıcacık bakışları hep yanı başındaymış, kendini güvende hissediyormuş.

Nihayet yemyeşil, taptaze, çiçeği burnunda bir çayıra varmışlar. Burası sanki masallardan fırlamış gibi güzel, göz alabildiğine uzanan bir halı gibiymiş. Babası hemen piknik örtüsünü sermiş, annesi de sepetten çeşit çeşit yiyecekleri çıkarmış. Mis gibi kokular etrafa yayılmış. Elif, annesinin yaptığı o harika, puf puf poğaçalardan birini alıp babasına uzatmış. Babası da gülümseyerek "Teşekkür ederim güzel kızım, ne kadar da düşüncelisin," demiş. Sonra hep birlikte güzelce karınlarını doyurmuşlar, sohbetler tatlanmış, kahkahalar havada uçuşmuş. Kuşlar bile bu neşeli aileyi dinlemek için dallarında susmuş, ağaçlar rüzgarın fısıltısını kesmiş.

Çayırda Şen Piknik

Yemekten sonra Elif, babasıyla çimlerde koşup oynamış, saklambaç oynamışlar. Annesi de uzaktan onları izlerken, yüzünde huzurlu, içten bir gülümseme varmış. Elif, bir kelebeğin peşinden koşarken, annesinin ve babasının el ele tutuşup birbirlerine sevgiyle baktığını görmüş. O an minicik kalbinde bir sıcaklık hissetmiş. Anlamış ki, en güzel yemekler, en güzel yerler değilmiş önemli olan. Önemli olan, ailenin bir arada olması, birlikte gülmesi, paylaşması, birbirini sevmesiymiş. Kalbinin içini sıcacık bir sevgi doldurmuş. Annesinin yanına koşmuş, kollarını onlara dolamış, "Anneciğim, babacığım, sizi çok seviyorum," demiş. Annesiyle babası da Elif'i bağırlarına basmışlar, yanaklarından öpmüşler.

Güneş yavaş yavaş batarken, gökyüzü en güzel turuncu ve pembe tonlarına boyanmış. Aile, piknik sepetlerini toplayıp evlerine doğru yola koyulmuş. Dönüş yolunda, gökyüzünde parıldayan yıldızlar tek tek göz kırpmaya başlamış, sanki onlara iyi geceler dilermiş gibi. Elif, yorgun ama kalbi mutlulukla dolu, annesinin elini sıkıca tutmuş. O gün yaşadığı her anı, her kahkahayı, her sevgiyi kalbinin en derin köşesine saklamış. Evlerine vardıklarında, Elif yatağına uzanır uzanmaz tatlı bir uykuya dalmış. Rüyalarında bile o yemyeşil çayırda, ailesiyle birlikte koştuğunu, kelebeklerle yarıştığını görmüş.

Mutlu Dönüş Yolu

İşte böylece Elif ve ailesi, o gün sadece bir piknik yapmakla kalmamış, kalplerini sevgiyle, neşeyle doldurmuşlar. Bu masalda da gördüğünüz gibi, en büyük hazine, bir araya gelip birlikte olmak, sevgiyle paylaşmaktır. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Komik Balık

Komik Balık

Kıpırcık adında sakar ama neşeli bir balığın eğlenceli maceraları. Dereyi kahkahalarla dolduran bu komik balığın masalı, kendini sevmenin önemini anlatır.