Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarların birinde, şirin mi şirin bir Anadolu köyünde yaşarmış Ayşe Teyze adında, eli öpülesi, yüreği pamuk gibi bir nine. Ayşe Teyze'nin küçük, yemyeşil bir bahçesi varmış. Bu bahçe, rengarenk çiçeklerle dolu, mis kokulu otlarla bezeliymiş. Her sabah güneş doğar doğmaz, Ayşe Teyze bahçesine çıkarmış, her bir çiçeği, her bir fidanı şefkatle okşarmış.

Gel zaman git zaman, Ayşe Teyze yaşlanmış, beli bükülmüş, artık eskisi gibi bahçesine bakamaz olmuş. Parmakları eskisi kadar hızlı çapayı tutamaz, dizleri toprağa çökemezmiş. Bir gün bahçedeki domates fideleri susuzluktan boyunlarını bükmüş, nazlı güller yapraklarını dökmeye başlamış, diğer çiçekler de solmaya yüz tutmuş. Ayşe Teyze penceresinden onlara bakmış, derin bir iç çekmiş. Gözleri buğulanmış, "Ah, ne yaparım şimdi? Kim bakar benim canım bahçeme?" diye mırıldanmış üzgün üzgün.

Ayşe Teyze'nin Solan Bahçesi

O sırada tatlı bir rüzgar esmiş, pencerelerden içeri süzülmüş, Ayşe Teyze'nin yanağını okşamış sanki. Dere usul usul şarkı söylemiş, kuşlar cıvıl cıvıl ötmüş, sanki Ayşe Teyze'ye teselli vermiş. Gökyüzündeki altın güneş ışıklarını yollamış, "Üzülme Ayşe Teyze! Yalnız değilsin!" der gibiymiş. Köyün çalışkan çocukları da oyun oynarken Ayşe Teyze'nin bahçesindeki solgunluğu fark etmişler. Koşa koşa annelerine, babalarına anlatmışlar. "Ayşe Teyze'nin bahçesi soluyor!" demişler telaşla.

Köy halkı, bu haberi duyar duymaz, hiç düşünmeden toplanmış. Kimisi küreklerini almış, kimisi çapalarını, kimisi de ağzına kadar su dolu kovalarını doldurmuş. Minik çocuklar bile ellerine küçük suluklar almış. Hep birlikte Ayşe Teyze'nin kapısına dayanmışlar. Kapıyı çalmışlar usulca. Ayşe Teyze şaşkın şaşkın açmış kapıyı. Karşısında tüm köy halkını görünce, hem şaşırmış hem de sevinmiş.

Komşular Kapıda

"Hoş geldiniz evlatlarım!" demiş Ayşe Teyze, sesi titreyerek. "Bir hayır mı var?"
Komşulardan genç bir kadın, elinde bir demet fesleğenle öne çıkmış, gülümsemiş: "Ayşe Teyze'm, gördük ki bahçen biraz bakıma muhtaç kalmış. Hepimiz geldik, yardım edelim dedik. Sen bizim büyüğümüzsün, başımızın tacısın. Senin bir derdin varsa, o hepimizin derdidir."
Köyün en yaşlı amcası da eklemiş: "Komşuluk hakkıdır Ayşe Teyze. Biz bu köyde bir aileyiz. Hep birlikte her işin üstesinden geliriz."

Ayşe Teyze'nin gözleri dolmuş, yanaklarından süzülen bir damla yaşı silmiş. Köy halkı bahçeye doluşmuş. Kimi susuz fideleri can suyuyla sulamış, kimi zararlı otları dikkatlice temizlemiş, kimi kurumuş dalları kesmiş, kimi de yeni, mis kokulu çiçekler ekmiş. Çocuklar bile minik elleriyle taşları toplamış, karıncalara zarar vermeden kenara koymuş. Bahçe, kısa sürede eski neşesine kavuşmuş, çiçekler yeniden coşkuyla açmış, domates fideleri capcanlı olmuş. Güneş batmaya başlarken, Ayşe Teyze'nin bahçesi ışıl ışıl parlamış, adeta yeniden doğmuş gibiymiş.

Yardımsever Eller Bahçede

Akşam olunca, Ayşe Teyze penceresinden bakmış bahçesine. Artık yemyeşilmiş, rengarenkmiş, cıvıl cıvılmış. Komşuların neşeli sesleri kuş seslerine karışmış, bahçede adeta bir bayram havası varmış. Yüreği huzurla, şükranla dolmuş. Anlamış ki, insan yalnız kalınca değil, etrafında böyle güzel komşular, dostlar olunca güçlü olurmuş. En zor zamanında bile bir el uzanır, bir gönül kapısı açılırmış. İşte asıl zenginlik de buymuş.

İşte o günden sonra Ayşe Teyze'nin bahçesi hep bakımlı kalmış, köyde dostluk ve yardımlaşma hiç eksik olmamış. Herkes birbirine göz kulak olmuş, darda kalanı yalnız bırakmamış. Bu masal da burada bitmiş, dileyen herkese gönül dolusu komşu sevgisi ve sıcacık yardımlaşma ruhu yayılmış.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Yaz Akşamı

Yaz Akşamı

Küçük Elif'in yaz akşamlarında anneannesiyle doğanın sırlarını keşfettiği, huzur ve sevgi dolu geleneksel bir Türk masalı. Tatlı rüyalara dalmak için...