Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak denizlerin derin maviliklerinde, mercan kayalıklarının rengarenk bahçelerinde yaşayan kaplumbağalar varmış. Bu kaplumbağaların arasında, diğerlerine göre biraz daha küçük, kabuğu yemyeşil, gözleri ise gökyüzünün en parlak mavisi gibi parıldayan bir yavru kaplumbağa varmış. Adı Denizci’ymiş.

Denizci, diğer yavrular gibi sadece yosun yiyip kayalıklarda saklambaç oynamakla yetinmezmiş. Onun minik kalbi, okyanusun bilinmeyen derinliklerine, uzaktaki gizemli diyarlara doğru atarmış. Dalgalar kulağına tatlı tatlı fısıldar, rüzgar ona bilmediği şarkılar söylermiş adeta, “Git, keşfet, dünyayı gör!” dermiş. Geceleri gökyüzünde ışıl ışıl parlayan yıldızlar, ona uzak ufukları gösterir, adeta göz kırparlarmış. Denizci, her sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanır, büyük bir merakla yeni maceralar düşlermiş.

Denizci'nin Okyanus Hayalleri

Bir gün, okyanusun sakinliği bozulmuş. Gökyüzü nedense aniden kararmış, bulutlar ağır ağır toplanmış, deniz bir hışımla kabarmış da kabarmış. Büyük bir fırtına kopmuş, okyanusun dibindeki en yaşlı kayaları bile sarsmış. Kaplumbağalar yuvalarına çekilmiş, mercanların arasına saklanmış, korkuyla fırtınanın dinmesini beklemişler. Fırtına nihayet dinip de güneş tekrar yüzünü gösterdiğinde, deniz yatağı altüst olmuş, her yer dağılmış, rengarenk mercanlar kırılmış, yosunlar kopmuşmuş.

Fırtınanın bıraktığı izleri incelerken, küçük Denizci'nin gözleri, mercan kayalıklarının daracık bir aralığına sıkışmış, bembeyaz, ışıl ışıl parlayan bir inciye takılmış. Bu inci, okyanusun en yaşlı, en bilge kaplumbağasının, Büyük Anne Kaplumbağa'nın en değerli hazinesiymiş! Büyük Anne, bu inci olmadan eskisi gibi neşe içinde şarkı söyleyemez, ne de birbirinden güzel masallar anlatabilirmiş. İncinin kaybolduğunu anlayan tüm kaplumbağalar telaşlanmış, ama kimse o karmaşık, tehlikeli kayalıklara girmeye cesaret edememiş. Kayalıklar sivri mi sivri, geçitler daracık, içinde görünmez akıntılar varmış.

Karanlık Geçitteki Yolculuk

Küçük Denizci, Büyük Anne'nin incisiz halini, yüzündeki hüzünlü ifadeyi görünce yüreği cız etmiş. Minik kalbi pır pır çarparak “Ben getiririm o inciyi!” demiş, minik sesini duyurmaya çalışarak. Diğer kaplumbağalar ona şaşkınlıkla bakmışlar, gözlerini kocaman açmışlar. “Sen mi? Oraya büyük ve güçlü kaplumbağalar bile girmeye korkar, sen daha küçücüksün!” demişler. Ama Denizci kararlıymış. Gözlerinde pırıltılı bir cesaret varmış, sanki tüm okyanusun ışığı onun gözlerinde toplanmışmış.

Korkmadan, minik yüreğiyle daracık geçitlerden geçmiş, sivri kayalıklara çarpmaktan son anda sıyrılmış. Yosunların arasından bir balık gibi süzülmüş, minik yüzgeçleriyle hızla ilerlemiş. Her adımı bir macera, her dönüşü bir bilmeceymiş sanki bu labirentte. Rengarenk deniz anası ona yol gösterir gibi dans etmiş, küçük balıklar ona cesaret verir gibi etrafında dönmüşler. Derinlerdeki karanlık bile ona dostça bakmış, yolu aydınlatır gibiymiş. Bazen küçük bir taş devrilmiş, bazen soğuk bir akıntı onu geriye itmeye çalışmış ama Denizci hiç vazgeçmemiş.

İncinin Sevinçli Dönüşü

Ve nihayet, inciye ulaşmış! Bembeyaz, ışıl ışıl parlayan inciyi dikkatle ağzına almış. İnci o kadar güzelmiş ki, Denizci'nin yüzgecine dokunduğunda sanki kalbi de aynı güzellikle parlamış. Geri dönüş yolu da en az gidiş kadar zorluymuş, belki daha da tehlikeliymiş. Ama Denizci, Büyük Anne'nin sevinçli yüzünü hayal ettikçe güç bulmuş, yorgunluğunu unutmuş, tüm engelleri aşmış.

Nihayet, inciyi sağ salim Büyük Anne Kaplumbağa'ya getirmiş. Büyük Anne'nin gözleri sevinçle dolmuş, yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş. “Ah benim cesur yavrum! Sen sadece incimi değil, kalbime de geri getirdin. Sen gerçek bir kahramansın!” demiş, inciyi kalbine basarak. O andan itibaren Büyük Anne'nin sesi tekrar yankılanmış mercan bahçelerinde, masallar yine dile gelmiş, şarkılar neşeyle söylenmiş, tüm okyanus şenlenmiş. Denizci artık sadece “Küçük Denizci” değil, tüm okyanusun tanıdığı “Cesur Denizci Kaplumbağa” diye anılırmış. Herkes onu örnek alır, onun cesaretiyle ilham bulurmuş.

Bu olay, küçücük bir kalpte bile ne kadar büyük bir cesaret ve iyilik olabileceğini, ve bu cesaretle en zor işlerin bile başarılabileceğini tüm okyanusa göstermiş. Denizler hâlâ dalgalanır, rüzgarlar hâlâ eser. Ama Cesur Denizci Kaplumbağa'nın masalı, okyanusun en derin sırları gibi, nesilden nesile fısıldanır dururmuş. Eğer bir gün bir kaplumbağanın şarkısını duyarsanız, bilin ki bu masal hâlâ yaşıyordur ve cesaret her zaman ödüllendirilir.

Bu Masalı da Okumak İster misin?

Peri Masalı

Peri Masalı

Elif'in bir peri kızıyla tanıştığı, iyilik ve doğa sevgisinin mucizeler yarattığı sıcacık bir Türk masalı. Minik bir çiçeğe uzanan elin hikayesi.